- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Atıf Kuramı

Atıf Kuramı sitemize 19 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

D – CONGER VE KANUNGO’NUN KARIZMAYA ATIF KURAMI
Prof. Dr. Tanil KILINÇ

Coger ve Kanungo, 1987 ve 1988 yilinda yayinladiklari eserlerinde karizmanin atifsal bir fenomen oldugu varsayimina dayanan ve özellikle de bu liderlik tarzinin isletmelerde ve diger karmasik örgütlerde nasil ortaya çiktigini açiklamaya yönelen bir karizmatik liderlik kurami önerniislerdir. Conger 1989 yilinda kurami test ederek, daha rafine bir versiyonunu gelistirmistir.
1- Karizmaya Atif Kuraminin Yönelimi:
Conger ve Kanungo’ya göre karizma belirli bir kisiye (lidere), örgütte çalisan bireyler tarafindan yapilan bir atiftir. Bu nedenle de ortaya koymus olduklari kuram karizmatik liderlige atifta bulunulmasini saglayacak muhtemel davranis tarzlarinin ortaya konulmasina (baska bir deyisle, liderlerin ilgilendigi hangi tür davranislarin, baskalarinca karizmatik olarak görülmelerini saglayacagina) yönelmektedir(32). Bununla birlikte yazarlar, bir kisiye karizma atfedilmesini saglayan davranislarin her karizmatik liderde ayni derecede mevcut olmayabilecegini söyleyip karizma atfedilmesi açisindan her davranisin nisbi öneminin liderlik durumuna bagli oldugunu vurgulayarak, kuramlarin durumsallik boyutunu da isaret etmektedirler(33).

2- Karizmaya Atif Kuraminda Liderin Özellikleri:
Conger ve Kanungo karizmatik liderlik kuramlarinda, “kisisel risk üstlenme”, “kendini kurban etme”, “savunulan viryona ulasabilmek için yüksek maliyetlere katlanma” ve “güven uyandirma” gibi özelliklere sahip liderlere karizma atfedilmesinin daha muhtemel olacagini ifade etmislerdir(34).
Bu özelliklerden güven uyandirma karizmanin en önemli bilesenlerinden biridir ve kendi çikarlarindan ziyade izleyicilerinin ilgisini yansitan bir stratejiyi savunan liderler, izleyicilerinin gözünde daha fazla güven uyandiran kisiler olarak algilanirlar. Öneri ve yaklasimlarina güven duyulan liderlerin de, kusku ile yaklasilan liderlere nazaran daha karizmatik olarak görülecekleri bir gerçektir. Kuskusuz, güven uyandirmanin da ilk kosulu liderin özgüvene sahip olmasidir. Izleyicileri ile özgüvenle iletisimde bulunmayan liderlerin yenilikçi stratejilerinin basarisi sansa bagli olacaktir. Buna karsilik, liderleri kendine güvenen ve paylasilmis hedeflere nasil ulasilacagini bilen kisi olarak algilayan izleyicilerin lidere güvenlerinin artacagi ve onun stratejisini gerçeklestirebilmek için çok siki çalisacaklari açiktir. Keza kendini kurban edebilme ve kisisel risk üstlenmeye hazir olma gibi hususlar da liderin izleyicilerinde uyandiracagi güveni pekistirecektir.
3. Karizmaya Atif Kuraminda Liderin Davranissal Yönelimi:
Conger ve Kanungo’nun asil agirlik verdikleri karizma atfini saglayan lider davranislari su sekilde siralanabilir.
a) Vizyon Belirleme: Vizyon, “örgütün statükoyu (mevcut durumu) asarak, gelecekte basarilmasi arzulanan idealize edilmis bir hedef olarak tanimlanabilir(35) ve karizmatik liderler böyle bir hedefe sahiplerdir. Kuskusuz, vizyonun karizma atfini saglayabilmesi için izleyicilerinin kabul sinirlari içinde olmasi gerekir. Aksi halde, izleyiciler çok radikal bir vizyonu kabul etmeyecekler ve böyle bir viryona taraftar olan lideri muhtemelen çilgin olarak algilayacaklardir.
Karizmatik liderleri, karizmatik olmayanlardan ayiran en önemli özellik yukarida da belirtildigi üzere statükodan önemli ölçüde farklilasan bir viryonun mevcudiyetidir. Karizmatik olmayan liderler genellikle statükoyu savunurlar ve ufak tefek degisimlerle ilgilenirler.
Öte yandan atif kuramini daha da gelistiren Conger, karizma atfini kolaylastiracak bir vizyonun basit olmasi, ideal hedefleri ifade etmesi, mevcut durumla (statüko ile) mücadele etmesi, üyelerin kisisel beklentilerine yönelmesi ve genel olarak bir risk ögesi içermesi gerektigini vurgulamistir(36).
b) Geleneksel Olmayan Yöntemleri Kullanma: Conger ve Kanungo’ya göre karizma, vizyona geleneksel olmayan yöntemlerle ulasmaya çalisan liderlere atfedilir. Baska bir deyisle, liderin idealize edilmis hedeflere ulasmada kullanacagi yol ve yöntemlerin, kendisinin izleyicileri gözüede olaganüstü görülmesini saglayacak ölçüde geleneksel yöntemlerden farklilasmasi gerekir. Basarili olarak kabul edilen yenilikçi stratejilerin kullanilmasi, lidere astlarinca daha büyük ustalik atfedilmesine neden olur(37).
c) Kisisel Güç Kullanma ve Ikna Etme: Conger ve Kanungo yeni bir vizyonun taahhüd edilmesini (benimsenmesini) saglamada katilimci bir karar süreci kullanan ya da otoriter davranan liderlere nazaran, kisisel güç ve ikna cazibesi kullanan liderlere karizma atfedilmesinin daha olasi oldugunu belirtmislerdir(38).
Baska bir deyisle, astlarini etkilemede girisimci ya da örnek teskit eden (model olusturan) davranislara agirlik veren ve güçlerini bu sekilde yaymaya çalisan kisilerin karizmatik olarak algilanma olasiligi çok daha yüksek olacaktir. Buna karsilik, yenilikçi bir stratejiyi uygulamak için otorite kullanan liderler, stratejinin basarili olmasi durumunda daha fazla uzmanlik gücü elde edebilseler de, stratejiyi gerekli ve hakli kilacak cazip bir vizyonu açik seçik telaffuz etmedikçe karizmatik olarak görülmeyeceklerdir. Dolayisi ile her degisim durumunda karizmanin ortaya çikmasi diye bir sey söz konusu degildir. Keza, izleyicilerinden, fikirbirligi (consensus) ile gelistirilmis bir stratejiyi uygulamalarini isteyen bir lider, yüksek ölçüde tatminli ve motive olmus izleyicilere sahip olsa da olaganüstü (karizmatik) olarak algilanmayabilecektir.
d) Kisisel Özdeslesme Saglama: Karizmaya Atif Kurami’na göre, karizmatik liderlerin astlarini etkilemede agirlik verdigi temel süreçlerden birisi kisisel özdeslesme (personel identification) saglamaktir(39).
Kisisel özdeslesme, izleyicilerin hosuna gitmekten ve hayranlik duyulan bir lideri taklit etme isteginden kaynaklanan etkidir. Karizmatik liderler bu etkiyi stratejik vukuflari (içgörüleri=insight), güçlü ikna yetenekleri, özgüvenleri, geleneksel yollarin disina çikan davranislari ve dinamik enerjileri sayesinde izleyicilerinin gözünde idollestirilerek (ilahlastirilarak) elde ederler. Izleyiciler de, olaganüstü gördükleri böyle bir lideri taklit edip, onun gibi olmaya çalisirlar.
Kisisel özdeslestirme saglamada basvurulacak yöntemlerin basinda, (yukarida belirtilen davranis ve özelliklerin yani sira) izleyicilerin basarim ve davranislarinin onaylanmasi övülmesi gelir. Bu izleyicilerin kendilerine güvenmelerini ve liderlerinin gelecekle ilgili beklentilerinin karsilanmasi için daha fazla ve derin bir yükümlülük duygusuna sahip olmalarini saglayacaktir. Diger taraftan karizmatik liderler, genellikle yüksek beklentilerinin karsilanabilmesi için izleyicilerinde “kendini önemli görme” duygusu yaratan liderlerdir. Karizmatik olarak algilanan liderlerin izleyicileri, liderlerinin onayini almanin kendileri için temel motivasyon kaynagi oldugunu belirtmektedirler.
Diger yandan, Conger; görüstügü bazi karizmatik lider izleyicilerinin, lider tarafindan reddedilme ya da onaylanmama korkusu ile de motive olduklarini belirtmektedir(40). Bu görüs her ne kadar Herzberg’in çift faktör kuramindaki lider-üye iliskilerinin bir motivatör olmayip, sadece bir hijyen faktörü oldugu yönündeki görüslere ters olsa da, karizmatik liderlerin izleyicilerinin gözündeki etkisi konusunda açik bir fikir vermektedir.
c) Içsellestirme (Internalization) : Karizmaya Atif Kurami’ni gelistiren Conger, karizmatik liderlerin izleyicileri üzerindeki etkisinin diger kaynaginin içsellestirme (internalization) oldugunu vurgulamistir(41).
Içsellestirme, davranisa rehber prensipler olan degerlerin birlestirilmesini içeren bir etkileme sürecidir. Conger, liderin is ve çalisma ile ilgili tutum ve inançlarinin; (sadece görünümü, tavirlari, cümle kaliplari, görgü tarzlari gibi yüzeysel -görünen- davranissal özelliklerinin taklit edilmesine nazaran), izleyicilerinin gözünde çok daha fazla önem tasidigini vurgulamistir.
Liderin tutum ve inançlari, örgüt misyonunun gerçeklestirilmesinde içsel bir motivasyon kaynagi olarak hizmet edecektir. Liderin, izleyicilerini kendi inanç ve tutumlarini içsellestirmeleri için etkilemek üzere , onlarin beklenti ve istekleri ile ilgili olan ilham verici bir vizyonu açikça vurgulamasi gerekir. Bir vizyon ifadesi ise, kesin imajlar, mecazlar (metaforlar), anolojiler (benzetimler) ve somut anekdotlar (hikayeler) içerdigi ölçüde ilham verici olarak nitelenebilecek ve izleyicileri bu vizyonu gerçeklestirme duygusuna sevk edebilecektir. Dolayisi ile karizmatik liderlerin ritm, denge, kafiye, vurgulama gibi belagate (etkili konusmaya) iliskin teknikleri etkin biçimde kullanmaya agirlik vermeleri gerekecektir.
4- Atif Kuramina Göre Karizmatik Liderin Ortaya Çikmasini Kolaylastirici Kosullar:
Conger ve Kaeungo, atif kuramlarinda, karizmatik liderligin ortaya çikmasini kolaylastiran durumsal ya da kosulsal faktörlerin basinda, yine kendilerinden önceki pek çok kuram ve yaklasimda vurgulanmis bulunan “degisimi zorunlu kilan bir kriz durumunun mevcudiyeti”nin geldigini ifade etmislerdir(42). Bununla birlikte, karizmatik liderligin ortaya çikmasi için bir kriz durumunun yasanmasinin gereklilik kosulu olmadigini da belirtmislerdir. Buna göre bir lider, gerçek anlamda bir krizin bulunmadigi kosullarda bile, mevcut kosullardan tatminsizlik duygusunu yaratabilir ve bununla esanli olarak, daha ümit verici bir gelecek vaadeden bir vizyonu telaffuz edebilir. Ya da, geleneksel olmayan yöntemleri ustalikla kullandigini gösterebilmek için mevcut olmayan bir krizi kendi dogurabilir veya kendi isgörme yöntemlerinin etkisini arttirmak üzere geleneksel isgörme yöntemlerini gözden düsürebilir(43). Izleyicilerin mevcut (geleneksel) yöntemlerin fazla öneminin ve etkisinin olmadigini anlamalari durumunda, liderin geleneksel olmayan isgörme yöntemlerini daha fazla benimseyecekleri açiktir.
5- Karizmaya Atif Kurami’ni Test Etmeye Yönelik Çalismalar:
Karizmaya Atif Kurami, Conger tarafindan 1989 yilinda yapilan bir çalismayla desteklenmistir. Büyük ölçüde doktora arastirmasina dayanan bu çalismada Conger, karizmatik olarak kabul edilen (Burr, Iacocca, Jobs gibi) pek çok taninmis lideri esas alan vak’a çalismalarindan ve anekdotlardan da yararlanmistir(44). Söz konusu çalismada karizmatik olarak kabul edilen dört yönetici, karizmiatik olmayan diger dört yönetici ile mukayese edilmis ve veriler yöneticilerin kendileri ve astlariyla yürütülen yari yapilandirilmis görüsmelerle, dogrudan gözlemle ve sirket kayit ve dokümanlarinin analizi yoluyla elde edilmistir(45).
Conger’in çalismasinda sekiz yöneticiden üç tanesi astlarin hemen hepsince karizmatik olarak görülürken, diger üçünün astlarin %20’si ile %60’i tarafindan karizmatik olarak kabul edildigi, geri kalan iki yöneticinin ise kesinlikle karizmatik olarak algilanmadigi sonucuna ulasilmistir.
Diger taraftan, House’un kuramini destekleyici çalismalar basligi altinda degindigimiz Howell ve Frost’un çalismasi (1988) ile Howel ve Higgins’in çalismasi (1990) da, Karizmaya Atif Kurami’ni destekler mahiyette sonuçlar vermislerdir. Her iki çalismada da Conger ve Kanungo’nun “karizma atfina neden olacak davranislar”la ilgili önerilerini dogrulayan bulgulara ulasilmistir.
Yine Puffer, 1990 yilinda Conger’in yaklasimiyla ilgili pek çok hususu açikliga kavusturmak üzere, yöneticilerde ve üniversite ögrencilerinden olusan bir grubu hayali bir sirketi ve bu sirketin genel müdürünü baz alan bir vak’a sunarak, belirli özelliklerin karizma atiflari üzerindeki etkilerini saptamayi amaçlayan bir çalisma yürütmüstür. Bu çalismada özellikle sezgilere dayanarak karar verme tarzinin ve kararin basariyla sonuçlandirilmasinin karizma atfedilmesine büyük etkisi oldugu sonucuna ulasilmistir(46). Söz konusu iki faktörün de Conger’in bulgulariyla ve yaklasimlariyla oldukça uyumlu oldugu söylenebilir.
6- Karizmaya Atif Kurami’nin Genel Degerlendirmesi:
Conger ve Kanungo tarafindan olusturulup, daha sonra Conger tarafindan gelistirilen Karizmaya Atif Kurami, karizma konusundaki düsüncelerin literatürden, isletme ve benzeri örgütsel düzlemlere geçirilmesi açisindan son derece önemli bir kuram olarak düsünülmelidir. Keza, söz konusu kuram Calder tarafindan 1977’de gelistirilen “Liderlik Atif Kurami”* (The Attribution Theory of Leadership) ile 1969 yilinda Hollander’in gelistirdigi “Davranissal Sapma Kredisi Kurami”** (Idiosyncrasy Credit)’nin önermeleriyle de büyük paralellikler arz etmektedir. (Karizmatik liderligin belirli özelliklere yönelik atiflari içermesi ve belirli basarilarin, geleneksel yollardan farklilasan davranislarin kabulünü kolaylastirmasi yönleri basta olmak üzere)
Karizmaya Atif Kuramini diger karizmatik liderlik kuramlarindan farkli kilan belki de en önemli husus, Conger ve Kanungo’nun karizmayi sadece çok özgün kisiler tarafindan sergilenebilecek mistik bir nitelik olarak ele almayip, pek çok lider ve yönetici tarafindan ögrenebilme potansiyeline sahip bir kavram olarak görmeleri ve belirli davranissal kaliplara agirlik vermeleridir. Kuskusuz liderler ve elde ettikleri karizmanin gücü, vizyonun izleyicilere transfer edilebilme yetenegi açisindan farkliliklar gösterebilecektir. Ancak Atif Kuramindaki davranissal yönelimlere ve özelliklere agirlik vermenin karizmatik olarak algilanma olasiligini arttiracagi da bir

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :