- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Anne Babalarla Çalışmanın Ana Hatları

Anne Babalarla Çalışmanın Ana Hatları sitemize 19 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.
  • Ana-baların toplantılara katılımlarını sağlamak için çağrı mektuplarının onlara ulaşmasını sağlayın. Eğer mektupları ögrenciler yoluyla ana­-babalara ulaştırıyorsanız onlara okulda yapılmakta olan Psikoeğitim programından kısaca bahsederekı, bu toplantıların ne amaçla yapıldıklarını ve neden önemli olduklarını açıklayın.
  • İşlenecek konular, ana-babaların gereksinim ve ilgilerine bağlı olarak dört ayrı toplantıda tartışılabilir ya da tek ve uzun bir toplantıda tartışılmak üzere birleştirilebilir.
  • Çocukları aynı sınıfta olan ebeveynleri aynı grupta toplayabilirsiniz. Böylece onları tanımak ve grup olarak birbirlerini tanımalarını sağlamak daha kolay olabilir. Eğer kalabalık olursa bir sınıfın ana-babalarından iki ayrı grup oluşturabilirsiniz.
  • Toplantılara başlamadan önce el kitabının arkasında ek olarak verilen okuma malzemelerini çogaltın ve bunları toplantıdan önce dağıtın.
  • Ana-baba toplantılarına kendinizi tanıtarak başlayın ve onlara okulda yürütülme kte olan Psikoeğitim programını ve amaçlarını açıklayın.
  • Bu psikososyal destek programının bir parçası olarak, ana-babalara travmatik bir olayın etkileri ve ailelerde yarattığı stres konusundaki bilgileri paylaşağınız seminerler yapacağınızı anlatın. Bu seminerlerin yaşanacak herhangi bir travma, ölüm, üzücü olay (yangın, kaza, sel gibi) sonrasında kendilerini ve çocuklarını anlamak ve toparlanmak için yararlı olacaklarını vurgulayın
  • Onlara toplantıda tartışacağınız konuların başlıkları, verilecek aralar ve bitiş zamanı hakkında bilgi verin.
  • Ana-babaları. siz anlatırken soru sormaları konusunda teşvik edin ve toplantının sonunda soru ve tartışma için bir zaman dilimi bırakacağınızı söyleyin.

Semineri bitirirken

  • Ana-babalara daha fazla konuşmak isterlerse size başvurabileceklerini söyleyin.
  • Ana-babaların destek için birbirlerine de başvurabileceklerini önermek yararlı olabilir. Bu destek sadece bir araya gelip birbirlerinin hatırını sormak biçiminde olabileceği gibi, haftalık destek ya da tartışma grupları düzenlemek gibi daha yapılandırılmış bir toplantı şeklinde de olabilir.
  • Bir sonraki toplantının tarihi ve zamanı hakkında ana-babaları bilgilendirin.

­

ANNE BABA SEMiNERLERi 1. OTURUM

AMAÇLAR:

  • Travmatik! zorlayıcı yaşantılar, etkileri ve neler yapılabileceği hakkında bilgilendirmek
  • Böyle bir yaşantı geçiren çocugun toparlanması konusunda ailenin önemini vurgulamak
  • Ailelerin, sahip oldukları olumlu başa çikma yöntemlerini farketmelerini sağlamak ve bu yöntemleri zenginleştirmek

SÜRE: 2 saat

iŞLENECEK KONULAR:

  • Psikoeğitim programının tanıtılması
  • Travma ve travma sonrası stres tepkileri
  • Travmatik bir olayın çocuklar ve aileler üzerindeki etkileri
  • Bireylerin Travmatik bir olaydan etkilenmelerini belirleyen etmenler
  • Çocukların gelişimi ve TSS tepkileri
  • Çocuklar için iletişimin önemi
  • İletişim Kuralları ve İletişim Engelleri
  • Travmatik olaylarla başetme: Aileler için öneriler
  • Travmatik olaylara dayanıklı bireylerin özellikleri nelerdir?
  • Travmatik olaylara karşı dayanıklı çocuklar yetiştirmek için neler yapılabilir?

Giriş:

“Hepinize geldiğiniz için teşekkür ediyorum. Ben öncelikle kendimi tanıtarak başlamak istiyorum (Kendinizden ve mesleğinizden üç cümle ile bahsedin). .

Psikoeqitim proqramının tanıtılması

       Bildiğiniz gibi, okulunuzda Psikoeğitim adında bir program yürütülmektedir. Psikoeğitim, MEB ve Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu-UNICEF’in 17 Ağustos depreminden sonra geliştirdikleri ve iki yıl boyunca deprem bölgesindeki illerde uygulanan Psikososyal Okul Projesi’nin bir bölümüdür. Psikoeğitim programı aracılığıyla deprem bölgesinde iki yıl içinde 150000 öğrenci, 5000 öğretmen ve 5000 veliye ulaşılmıştır. Psikososyal Okul Projesi’nin genel olarak çok olumlu sonuçlar vermesi sonucu, proje yurt çapında yaygınlaştırılmaya karar verilmiş ve bunun için ilk aşamada psikoeğitim programı uygulanmaya başlanmıştır.

Bu program kısaca öğrenci, öğretmen ve aileleri psikolojik travma ve travmanın etkileri konusunda bilgilendirmeyi ve olumsuz olaylarla başa çıkmalarına yardım etmeyi amaçlayan bir programdır. Dilerseniz şimdi bu programın amaçlarına bir göz atalım (“Psikoeğitimin amaçları” asetatını koyun).

Psikoeğitim programı üç ögretmen toplantısı, iki veli toplantısı ve üç öğrenci oturumundan oluşmaktadır (“Psikoeğitim Programı Uygulama Şeması” asetatını koyun). Burada görüldüğü gibi, bu programın bir parçası olarak sizlerle travmatik olayların etkileri ve ailelerde yarattığı stres konusundaki bilgileri paylaşacağız. Sizlerle yapacağımız bu toplantılar çok önemli. Çünkü bugün burada ögreneceğiniz bilgiler yaşanacak her hangi bir travma, ölüm, üzücü olay (yangın, kaza, sel) sonrasında kendinizi ve çocuklarınızı anlamanızda ve toparlanma sürecinde son derece yararlı olacak bilgilerdir.

Bu toplantıda sizlerle travmatik bir olayın çocuklar ve aileler üzerindeki etkileri, çocukların gelişimleri ve travma sonrası stres tepkileri, çocuklarla iletişimin önemi ve travmatik bir olayla başa çıkmada aileler için öneriler gibi konuları tartışacağız. Toplantımızın iki ila iki buçuk saat süreceğini tahmin ediyorum. Ara verme konusunda sizlerden yardım isteyeceğim. Dilerseniz tüm konuları ara vermeden toplantımızı yapar bitiririz; dilerseniz bir- birbuçuk saat sonra 15 dakikalık bir ara verebiliriz. Kararı size bırakıyorum. Isterseniz bir oylama yapalım. Ara isteyenler? Ara istemeyenler? (Sonuca göre vereceğiniz aranın ve toplantının bitiş saatini bildirin. Sizlerden bir isteğim daha var. Anlamadığınızı hissettiğiniz ya da benim hızlı gittiğimi düşündüğünüz her an elinizi kaldırıp beni uyarabilir ya da soru sorabilirsiniz. Burada tartışacağımız konuların çok önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum. O yüzden çekinmeden ne zaman isterseniz soru sorabilirsiniz. Yine önemle altını çizmek istediğim bir başka konu da şu: kabul edelim ki, travma ve travmanın etkilerinin tartışılması pek hoş konular değil. Ancak travmatik ya da zorlayıcı olaylar yaşamımızın bir parçası ve her an hepimizin başına gelebilecek türde olaylar. Dolayısıyla bu konuları konuşmaktan kaçınmak yerine bu konulara ilişkin ne kadar çok bilgilenirsek ne kadar çok neler yapabileceğimizi bilirsek böyle bir olay başımıza geldiğinde toparlanma sürecimiz o denli sağlıklı ve çabuk olur.

Travma ve Travma Sonrası StresTepkileri

Bildiğiniz gibi Türkiye 17 Ağustos ve 12 Kasım’da çok büyük iki depremle sarsıldı ve bu depremler sadece can ve mal kayıplarına yol açmakla kalmadı; çocuklar ve yetişkinler üzerinde çok büyük etkilere yol açtı. Belki bizler bu depremleri hissetmedik ama eminim ki; televizyonda gördüklerimiz hala zihinlerimizde.

Ben şimdi sizlerden böyle bir olayın kişiler üzerinde ne gibi etkisi olabilir diye düşünmenizi istiyorum. Sizce böyle bir olayı yaşayan çocuk ve yetişkinler neler hisseder? Yaşamlarında ne gibi değişiklikler olur? Sizler o olayı televizyondan izlerken neler yaşadınız? Neler hissettiniz? Neler düşündünüz? (Katılımcıların düşünmeleri için bir iki dakika verdikten sonra, onların dediklerini hiç yorum yapmadan tahtaya birer birer yazın. )

Evet sizlerin de belirttiği gibi deprem gibi insan yaşamında derin izler bırakan olaylara biz travmatik olaylar ya da yaşantılar diyoruz. (Travma asetatını koyun) Diğer bir deyişle travmatik olay “herhangi bir kişi için, aşirı derecede örseleyici veya başa çıkması zor olan, kişinin varlığını tehdit eden, hatta ölecegini düşündürebilen, normal yaşamın dışındaki herhangi bir olay” olarak tanımlanır. Burada da gördüğünüz gibi trafik kazaları, bir yakının kaybı, şiddet, doğal afetler, birinin yaralandığını ya da öldügünü görmek, yaralanmak ya da tacize uğramak gibi olaylar hem yetişkinler hem de çocuklar için travmatik yaşantılardır.

(Ek 8 asetatınızı koyun) Biraz önce sizlerin de söylediğiniz gibi travmaya maruz kalan kişiler bir takım tepkiler verirler ki; biz bunlara travma sonrası stres tepkileri diyoruz. (Asetat üzerinde bir süre konuşun.) Sözü edilen bu tepkiler anormal bir olaya karşı verilen normal tepkilerdir. Dilerseniz çocuklarda görülen travma sonrası stres tepkilerinden biraz daha detaylı söz edelim (Okul çağındaki çocuklarda ve ergenlerde travma sonrası stres tepkileri asetatını koyun ve asetat üzerinde konuşun) Deprem gibi, travmatik bir olaydan sonra yetişkinlerin ve çocukların büyük bir kısmının birkaç ay boyunca bu tip tepkiler göstermesi son derece normaldir. Ancak bu tepkiler daha uzun sürerse ve günlük yaşamda uyku bozuklukları, iş, aile ve okul yaşamında güçlükler gibi sorunlara yol açarsa profesyonel bir yardım alınması gerekir.

Öqrencilere yönelik bir Psikoeqitim Proqramına Anne-Babaları Dahil Etmenin Önemi

Toplantının başında da söylediğimiz gibi bugün sizlerin burada olması çok önemli. Bunun nedenlerine gelin birlikte göz atalım (Asetatınızı koyun)

Travmanın Aile Üzerindeki Etkileri

       Peki travmatik zorlayıcı bir olayın aileler üzerinde ne gibi etkileri olur sizce? Böyle bir olay yaşandığında aile içi ilişkilerde, aile bireylerinde ne tip değişiklikler olur? (Katılımcıların bir süre düşünmelerine ve fikirlerini söylemelerine izin verin. Söylediklerini yorum yapmadan tahtaya yazın)

Sizlerin de söylediği gibi travmatik olaylar yalnız bireyleri değil, aileleri de etkiler (“Travmanın Aileler Üzerindeki Etkileri” asetatıni koyun ve üzerinde konuşun.)

Bireylerin travmatik olavlardan etkilenmelerini belirleven etmenler

Hem çocukların hem de yetişkinlerin her hangi bir felaketten ya da travmatik olaydan ne ölçüde etkileyeceklerini belirleyen bazı etmenler vardır. Bu etmenlerin kişiden kişiye değişmesi nedeniyle çocuklar ya da yetişkinler yaşanan travmatik olaydan farklı düzeylerde etkilenirler (“Bireylerin travmatik olaylardan etkilenmelerini belirleyen etmenler” asetatını koyun ve üzerinde konuşun)

 

 

 

 

 

 

 

 

Cocuklarda iletişimin önemi

Bazı yetişkinler çocuklari üzmemek adına, çocuklarla travmatik olay hakkında konuşmanın doğru olmadığına inanabilirler. Bazen bu durum, yetişkinlerin çocukların yaşamış olduğu acı ve kayıplardan kendilerini koruma ihtiyaçlarına dayanıyor olabilir. Bazı yetişkinler de çocukların olan biteni anlama kapasitelerini yetersiz buluyor olabilirler. Oysa ki, travmatik bir olaydan sonra çocuklarla iletişim kurmak çok önemlidir. Çünkü çocuklar travmatik olaya ilişkin kendi yaşantılarını paylaştıklarında ve ifade ettiklerinde kendilerini daha iyi hissetmeye başlarlar ve olana bitene ilişkin farklı bir bakış açısı edinirler. Ayrıca başkalarının da kendileri gibi benzer tepkileri olduğunu öğrenmeleri onların normal yaşamlarına bir an önce geri dönmelerine ve gelecekleriyle ilgili daha olumlu bir bakış açısı geliştirmelerine yardımcı olur. Ancak bazen çocuklar bazı nedenlerden dolayı konuşmaktan kaçınabilirler.

Hadi gelin şimdi çocukların neden konuşmaktan kaçındıklarını düşünelim ve tahtamıza yazalım. (Katılımcılara düşünmeleri için bir süre tanıyın ve söylediklerini yorum yapmadan birer birer tahtaya yazın.)

Gerçekte çocuklar sizlerin de belirttiği nedenlerden dolayı konuşmak istemeyebilirler (asetatınızı koyun). Çocukların duygularını ifade etmeleri onların acı veren yaşantıları daha kolay kabul etmelerine yol açabilir. Konuşmak, çocukların kendilerini ve duygularını ifade etmelerinin yalnızca bir yoludur. Diğer yollar arasında oyun oynama, resim çizme, şarkı söyleme, dans etme ve yazma sayılabilir. Bu toplantıda sizlerle sözel iletişim üzerinde duracağız.

İletişim Kuralları ve İletişim Engelleri

Şimdi sizlerden bir iki dakika iletişim konusunda düşünmenizi rica ediyorum. Karşınızdaki kişiyle iletişim kurarken ne tip davranışlar sizi rahatlatıyor ve dinlendiğinizi hissettiriyor? Sizler iletişim kurarken nelere dikkat edersiniz? (Katılımcıların söylediklerini yorum yapmadan tahtaya yazın).

Şimdi tam tersini düşünelim ve bize rahatsızlık veren iletişim tarzlarından söz edelim. Ne tip davranışlar konuşmanızı, kendinizi ifade etmenizi engelliyor? Hadi gelin şimdi bunları tahtamıza yazalım. (Yazma işi bittikten sonra Ek 1 asetatını koyun ve bu asetat üzerinde konuşun).

Sizlerin de belirttiği gibi bazen bir takım tutumlar iletişimimizi engelleyebilir (iletişim engelleri asetatını koyun). iletişimde dinlemenin çok önemli olduğunu bilmemize rağmen bazen karşımızdakini dinlemeyiz.

 

Şimdi gelin dinlememenin olası nedenlerini tahtaya yazalım. Sizce neden karşımızdakini dinlemeyiz? (Katılımcıların söylediklerini tahtaya yazın). Gerçekten de sizin de belirttiğiniz nedenlerden dolayı zaman zaman birbirimizi dinlemeyiz (Neden dinlemeyiz asetatını koyun).

Son olarak nasıl daha iyi dinleriz konusuna değinmek istiyorum (Nasıl Daha iyi dinleriz? Asetatını koyun ve üzerinde konuşun) İletişim sadece normal zamanlarda değil, travma sonrası zamanlarda da en fazla başvurabileceğimiz başa çıkma yöntemidir. Peki aile olarak başka neler yapabiliriz. Hadi şimdi onlara bakalım.

Travmatik Olaylarla Basa Çıkma: Aileler İçin Öneriler

Öncelikle sizlerden yardım istiyorum. Sizce, örnegin bir yakının kaybedilmesi gibi travmatik bir olayla karşılaşan bir aile neler yapsa bu süreci daha kolay atlatır? Neler onlara yardımcı olur? Ya da sizler böyle bir olay karşısında neler yapılsa kendinizi daha iyi hissedersiniz? (Katılımcıların düşünmesine ve fikirlerini söylemelerine izin verin ve söylediklerini tahtaya yazın)

Gördüğünüz gibi çok yararlı önerilerden oluşan bir listemiz oldu. Sizlerin de belirttiği gibi bu tip örseleyici yaşantılar karşısında ailelerin yapabilecekleri bir takım şeyler var. Dilerseniz bunlara bir göz atalım (Travmatik Olaylarla Başa Çikma: Aileler için Öneriler asetatını koyun)

Bugünkü toplantıyı bitirmeden önce sizlerle paylaşmak istediğim son bir konu var. Daha önce de belirtildiği gibi Psikoeğitim programı, 1999 depremlerinden sonra geliştirilen Psikososyal Okul Projesi’nin bir bölümüdür ve depremden etkilenmiş çocuklar ve yetişkinlerle uygulanmıştır. Diğer bir deyişle, bu program travmatik bir olaydan sonra geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Şimdi akıllara şöyle bir soru gelebilir: Peki ortada böyle bir travmatik olay yokken bu programı uygulamaktaki amaç nedir ve ne şekilde uygulanacaktır?

Yaşamımız boyunca çesitli travmalarla karşılaşabiliriz. Eğer biz travmatik olaylara verilen tepkilerin neler olduğunu ve bunlara ilişkin neler yapacağımızı bilirsek büyük bir çoğunluğumuz bu olayın üstesinden daha kolay gelebiliriz. Çocuklar için de durum böyledir. Yalnız çocukların yetişkinlerden bir farkı vardır. Çocuklar zihinsel, duygusal, ve sosyal olarak gelişmekte oldukları için travmayla başa çıkmada yetişkinlere oranla daha az iç desteğe sahiptirler. Ayrıca, gelişme süreci gelişmeyi ketleyici faktörlere oldukça duyarlıdır. Deprem, sel, yangın, ölüm gibi travmatik yaşantılar sonucunda ortaya çıkan TSS tepkileri çocukların gelişimini engelleyebilir ve ilerde, sosyal, akademik ve duygusal yaşamlarında bazı sorunlara yol açabilir. Ancak travmatik yaşantılara karşı verilen duygusal tepkilerde önemli bireysel ayrılıklar olduğu da bilinmektedir. Bu bireysel ayrılıklar çocukların yetiştirilme biçimlerine, anne-baba tutumlarına, içinde yaşadıkları kültürün hatta belli bir bölgenin kültürel özelliklerine ve daha pek çok faktöre bağlı olarak çeşitlenebilmektedir. Diğer bir değişle travmatik olaylardan tüm çocuklar aynı derecede etkilenmez, hatta strese daha dayanıklı olan bazı çocuklar travmatik olayların olumsuz etkilerini üzerlerinden daha çabuk atabilirler.

Burada bir kavramın altını çizmek istiyorum: strese daha dayanıklı olmak. Yapılan çalışmalar bazı özelliklere sahip olan bireylerin örseleyici yaşam olaylarıyla daha kolay başa çıkabildiklerini, yani daha dayanıklı olduklarını ve travmatik olayın etkilerini daha kolay atlattıklarını, çocukların bu özelliklere sahip olacak biçimde yetiştirilmeleri halinde yaşanan travmalardan en az zararla çıkabileceklerini göstermektedir. Şimdi dilerseniz travmatik bir olayla daha kolay başa çıkabilmeyi sağladığı düşünülen özelliklerin neler olduğunu bir görelim (ilgili asetatınızı koyun ve üzerinde bir süre konuşun.)

Yetişkinler için de geçerli olan ve bireyleri deprem gibi travmatik olayların etkilerine karşı daha dayanıklı kılan bu özellikler gerçekten çocukların daha dayc1nıkll olmalarına yol açıyorsa, o zaman yetişkinler olarak bizlere düşen, çocukların bu yönlerini geliştirmek olacaktır ki ilerde olabilecek başka travmatik olaylara karşı dayanıklı ve ruh sağlığı yerinde bireyler yetiştirebilelim. Peki bunu nasıl yapabiliriz? (ilgili asetatınızı koyun ve üzerinde konuşun)

Bütün bunlara ek olarak bizler Psikoeğitim programı aracılığıyla travma ve travma tepkilerini ögretmenin yanı sıra bireylere kendilerinde var olan olumlu başa çıkma yöntemleri konusunda farkındalık yaratarak ve bu yöntemleri zenginleştirerek ileride karşılaşabilecekleri örseleyici yaşantılarla daha kolay başa çıkmalarında onlara yardımcı olabiliriz. Işte bu yüzden bu programın bir afete hazırlık çerçevesinde önemi büyüktür. Sadece afete hazırlık çerçevesinde değil, travmatik bir olaydan hemen sonrası için de çok büyük bir önem taşımaktadır. Depremden hemen sonra ortaya çıkan en önemli gereksinimler arasında depremden etkilenen çocuk ve yetişkinlere acil olarak verilmesi gereken psikososyal destek gereksinimi de vardı. Okulların açılmasıyla birlikte öğretmenlerin en büyük amaçları sınıflarındaki çocuklara yardım etmek oldu. Onlar için çok endişeleniyorlar; birşeyler yapmak istiyorlar; ancak ne yapacaklarını bilmiyorlardı. İşte bireylerin travma tepkilerini normalleştiren ve olumlu başa çıkma yöntemlerini zenginleştirmeyi amaçlayan Psikoeğitim programı tam bu sırada uygulanabilecek bir programdır.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :