- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Yetişkin Eğitimi

Yetişkin Eğitimi sitemize 22 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

YETİŞKİN EĞİTİMİ

Androgoji

Dünya kapitalizmi tarihin en ağır ve sancılı bunalımını yaşıyor. Sorunlarına çözümler üretemiyor, üstelik içinde bulunduğu krize, bulunduğu tali çözümlerin faturasını çalışanlara, ezilenlere çıkarıyor. Dünya ve ülkemiz insanları birşeylerin iyi gitmediğinin ayırdında. Fakat ne yağılması gerektiğinin ayırdında değil. İnsanlığımız bilinç bulanıklığı yaşıyor. Çünkü devlet ideoloji ve baskı aygıtları ile saldırıyor, beyinlerimiz i kuşatıyor. İnsanlık şaşkınlık içinde, burjuvazinin hegemonyasını yaydığı kitle iletişim araçları, eğitim vb. bizleri zehirliyor, ne tür bir aymazlık içinde olduğumuzun farkına varamıyoruz.

İşçi sınıfının ideolojik ve üretimden gelen gücünü birleştirdiği sendikaların şu özelliklerini sayabiliriz. Sendikalar; sınıf ve kitle örgütleridir; mücadele örgütleridir; demokratik ve bağımsız örgütlerdir; toplumsal, çağdaş ve ilkeli örgütlerdir. Bu nedenle sendikal eğitimin önemini kavramak zorundayız. Fakat özellikl e sendikamızda örgütlü bulunan çalışanlar (işçiler) yetişkin oldukları için, yetişkin eğitiminin önemini kavramak, yetişkin eğitiminin özelliklerini bilmek zorundayız.

Yetişkin Eğitiminin örgün ve yaygın eğitim ile ilişkisini de şöyle gösterebiliriz.

Bu kısa bilgilerden sonra Yetişkin Eğitimini pedagojiden ayıran ölçütlere değinelim.

Öğrenme ile ilgili bilinenlerin çoğu çocukların ve hayvanların incelenmelerinden elde edilmiştir. Ayrıca “zorunlu devam” koşulları altındaki çocukların gözlemlenmesinden çıkarılmıştır. Birçok kuram, eğitimi bir tür kültür aktarma süreci olarak değerlendirmiştir, varolan sistemi yaşatabilmek için. Bu çalışmalardan “Pedagoji” (Yun a nca’da Paid=Çocuk, Agogos=Yöneltme) kavramı ya da teknolojisi çıkmıştır. Bir çok uzmanda pedagoji sözcüğüne özellikle çocuklara öğretme bilim ve sanatı anlamını yüklemişlerdir. Fakat günümüzde tanımdaki çocuk kavramına yapılan vurgu yok edilmiştir. Hatta b azı sözlükler pedagojiyi öğretme bilim ve sanatı olarak açıklamaktadır. Hatta yetişkinlere yönelik çalışmalarda bile yetişkin eğitimi pedagojisi vb. kavramlar önümüze çıkmaktadır. Bunun bir nedeni belki de yetişkin öğretmenlerin çoğunu, yetişkinlere yalnı z ca sanki onlar çocukmuş gibi öğretim yapmayı bilmeleridir.

Başka bir sorun ise; eğitimin bilgi aktarma süreci olarak değerlendirilmesidir. Önemli kültürel değişmelerin ortaya çıktığı zaman süreci bireylerin yaşam süresinden daha uzun olduğu tarihsel dönemlerde eğitimi bilinenleri aktarma süreci olarak tanımlamak işlevseldi. Bu koşullar altında, kişinin örgün eğitim çağında öğrendikleri yaşamın diğer kesitinde de kalıcı olacaktı. Oysa günümüzde insanlar bilgi bombardımanına tutulmuşlardır, herşey çok hızlı b ir değişim süreci yaşamaktadır. Bu değişimleri nedeniyle insan yaşamı öğrenmesi gereken bilgi yığını karşısında çok kısadır. Bu yüzden verilecek eğitimde bireyleri yeni koşulları karşılamaya hazırlamak zorundadır.

Toplumsal değişmedeki zaman süresi ile bireysel yaşam süresi arasındaki ilişki

Yetişkin öğrenenler ile pedagoji arasında bir çok farklılık vardır. Bu farklılık bizi pedagojiden ayrı bir kurama götürür. Andragoji; Yunanca “andr” kökünden gelen ve “adam” anlamındaki aner sözcüğüne dayalı bir terim, yani yetişkinlerin öğrenmesine yardım etme bilim ve sanatıdır.

ANDRAGOJİ:

Öğrenenler ve öğrenme ile ilgili andragojik varsayımları betimlemeden önce, yetişkin sözcüğü ile ne kastettiğimize bakmak yararlı olur. Yetişkin kavramının dört tanımı var. İlki, biyolojik tanım: Biyolojik olarak üretebildiğimiz yaşa eriştiğimiz zaman, ergenlik döneminde, yetişkin oluruz. İkincisi, yasal tanım: İdam cezası alabileceğimiz, reşit kabul edildiğimiz yaşa eriştiğimiz zaman yasal olarak yetişkin olu ruz. Üçüncüsü, toplumsal tanım: Toplumsal olarak biz, tam zamanlı çalışan, eş, anne/baba, oy kullanan yurttaş ve benzeri roller gibi yetişkin rolleri yerine getirmeye başladığımız zaman yetişkin oluruz. Son olarak psikolojik tanım: psikolojik olarak biz, yaşamımızdan sorumlu olma, öz-yönetimli olmaya ilişkin bir benlik kavramına eriştiğimiz zaman yetişkin oluruz. Öğrenme açısından en can alıcı olanı psikolojik tanımdır. Büyük bir olasılıkla, okuldan ayrılma, tam zamanlı bir işte çalışana, evlenene ve bir a i le kurana kadar öz-yönetimliliğe ilişkin tam yetişkinleşmiş denklik kavramlarına sahip olmalıyız.

ANDRAGOJİK MODEL

Andragojik model, pedagojik modellerden farklı olan çeşitli varsayımlara dayanır:

  1. Bilme Gereksinimi: Yetişkinler birşeyi öğrenmeye girişmeden önce onu niçin öğrenmeleri gerektiğini bilmeye gereksinim duyarlar. Yetişkinlerin birşeyi kendileri için öğrenmeyi üstlendiklerinde, onu öğrenmekle elde edecekleri yararları ve öğrenmenin olumsuz sonuçlarını iyice i ncelemeye çok fazla enerji harcarlar. Bunun sonucunda yetişkin eğitimindeki yeni özdeyişlerden biri öğrenmenin kolaylaştırıcısının ilk görevinin, öğrenenlerin “bilme gereksinimleri”nin ayırdına varmalarına yardım etmektedir. En azından kolaylaştırıcılar, ö ğrenenlerin başarımındaki etkililiği ya da yaşamlarının niteliğini geliştirmede öğrenmenin değeri konusunda entelektüel bir örnek durum oluşturabilirler. Bir öğrenciye öğrendiklerini günlük yaşamında nasıl kullanılabileceği öğretilmiş olsaydı eğer, aldığı derslerden çok daha fazla şeyler öğrenmiş olacaktı. Fakat bilme gereksinimin farkındalık düzeyine yükseltmenin daha da etkili araçları, öğrenenlerin şimdi oldukları yer ile olmak istedikleri yer arasındaki uzaklıkları kendileri için keşfettikleri gerçek y a da benzetimli yaşamlarıdır. Personel değerlendirme sistemleri, iş rotasyonu rol modellerine açık olma ve tanı koyucu performans değerlendirmeleri bu tür araçların örnekleridir. Paolo Freire, ünlü Brezilyalı yetişkin eğitimcisi, gelişmekte olan ülkelerdek i köylülerde “bilinç yükseltme” olarak adlandırdığı özenle hazırlanmış bir süreci, “ Ezilenlerin Pedagojisi kitabında geliştirmiştir. Bu kitap aynı adla dilimize çevrilmiştir.
  2. Öğrenenlerin Benlik Algısı: Yetişkinler kendi kararları için, kendi yaşamları için sorumlu olma biçiminde bir benlik algısına sahiptirler. O benlik algısına ulaştıktan sonra artık başkalarının da onları kendini yönetme yeteneğinde olduğunu görmelerine ve kendilerine bu şekilde davranılmasını bekler ve isterler. Dışarıdan dayatmalar a karşı tepki gösterir ve direnirler. Bu durum ise yetişkin eğitimi açısından sorun oluşturur. Yetişkinler herhangi bir eğitim sürecine girerken, önceki okul yaşantılarındaki deneyimlerini dikkate alırlar. Karşısındaki eğitimciden kendileri için birşeyler ö ğretmesini beklerler. Bu tür bağımlılık ilişkisinde ise öğrenen birey edilgen olmakta ve kendini de gerçekleştirememektedir. Sendikal Eğitim sürecinde kendini ifade etme olanağı bulamayan üyelerimiz, karar alma ya da eylemsel etkinliklerde de yeralmak istemeyeceklerdir. Sendikalarda ve sendikal eğitim süreçlerinde hiçbir iktidar ilişkisine (bilgi, bilme) dayanmayan, bireyin eylemsel ve düşünsel özgürleşmesini sağlayacak eğitim ortamları düzenlenmelidir.

III. Öğrenenlerin yaşantılarının Rolü: Yetişkinler bir eğitsel etkinliğe, gençlerden hem daha büyük hem de farklı nitelikteki bir yaşantı birikimi ile gelirler. En azından yaşantıları yoluyla deneyim sahibidirler ve aynı zamanda farklı türde bir yaşantıya sahip olmuşlardır. Her yetişkin bireyin çeşitli yaş d ö nemleri nicel ve nitel farklılıklar gösterebilir. Bu farkın yetişkin eğitimi için çeşitli sonuçları vardır.

  1. Her yetişkinler grubu genç gruplara oranla daha geniş bireysel farklılıklar barındırır. Her yetişkinler grubu; geri-plan, öğrenme tarzı, güdülenme, gereksinimler, ilgi ve hedefler bakımından, bir gençler grubundan daha heterojen olacaktır. Bu yüzden, yetişkin eğitiminde öğretme ve öğrenme stratejilerinin bireyselleştirilmesine önemle vurgu yapılır.
  2. Yukarıda sözü edilen durum, bir çok öğrenme türü için en zengin öğrenme kaynaklarının yetişkin öğrenenlerin kendilerinde var olması demektir. Yetişkin eğitiminde deneyimsel tekniklere-yani grup tartışması benzetim alıştırmaları, sorun çözme etkinlikleri, örnek olay yöntemi ve laboratuar yöntemleri g i bi, öğrenenlerin yaşantılarına musluk açan tekniklere önem verilmesi bu nedenledir.

Fakat daha geniş yaşantı olgusunun aynı zamanda bazı potansiyel olarak olumsuz etkileri de vardır. Yaşantı biriktirdikçe biz, zihnimizi yeni fikirlere, taze algılara ve seçenekli düşünme biçimlerine kapatmamıza neden olma eğilimi taşıyan zihinsel alışkanlıklar, kanıksamalar ve ön varsayımlar geliştirmeye başlarız. Buna bağlı olarak yetişkin eğitimcileri, yetişkinlerin kendi alışkanlıklarını ve kanıksamalarını gözden geçirme l erine ve zihinlerini yeni yaklaşımlara açmalarına hizmet eden yolları bulmaya çalışıyorlar. Duyarlılık eğitimi, değer açıklaması, meditasyon, kesin konuşma ölçekleri, bu sorunun üstesinden gelmek için kullanılan teknikler arasındadır.

Öğrenenlerin yaşantılarından yararlanmaya önem vermenin daha karmaşık olan başka nedeni daha vardır; bu ise öğrenenlerin ben-kimliği ile ilişkilidir. Küçük çocuklar ben-kimliklerini büyük ölçüde dışsal tanımlayıcılardan çıkarırlar. Bu dışsal tanımlayıcılar kimlerin onların a n a-babası, amcası, dayısı nerede yaşıyor, vb. dir. Olgunlaştıkça, kendilerini giderek artan biçimde kendi sahip oldukları deneyimler bakımından tanımlarlar. Çocuklara göre, yaşantı onlara olan birşeydir; yetişkinlere göre ise yaşantıları kim olduklarıdır. Y etişkin ben-kimliğini yaşantılarından çıkarır. Bu olgunun yetişkin eğitimi için doğurgusu, yetişkinlerin yaşantısının gözardı edildiği ya da değer verilmediği her durumda, onların bunu, yalnızca onların yaşantısını reddetme değil, fakat aynı zamanda birey l er olarak onları da reddetme biçiminde algılamalarıdır.

Öğrenmeye Hazır Olma: Yetişkinler, kendileri için gerekli olabilecek herşeyi öğrenmeye hazırlıklıdırlar. Öğrenmeye hazırolmanın özellikle zengin bir kaynağı bir gelişim döneminden bir sonrakine geçiş ile birlikte ortaya çıkan gelişim ödevleridir. Bu varsayımın kritik doğurgusu, bu gelişim ödevleriyle aynı zamana rastlayacak öğrenme yaşantılarını zamanlamanın önemidir.

Öğrenmeye Yönelim: Çocukların ve gençlerin öğrenmeye (en azından okulda) konu merkezli yöneliminin tersine; yetişkinlerin öğrenme yönelimleri, yaşam merkezli (ya da görev-merkezli) dir. Yetişkinlerin, bir şeyi öğrenmenin görevlerini yerine getirmede ya da kendi yaşam durumlarında karşılaştıkları sorunlarla başa çıkmada kendilerine yardımcı olacağını algıladıkları ölçüde enerjilerini onu öğrenmeye vermek üzere güdülenirler. Ayrıca onlar, yeni bilgileri, anlayışları, becerileri, değerleri ve tutumları en etkili olarak, bunlar kendilerine gerçek-yaşam durumlarına uygulama bağlamında sunulduğu zaman öğrenirler.

Güdülenme: Yetişkinler bazı dışsal güdüleyicilere (daha iyi işler, daha yüksek ücretler, vb.) yanıt verici olmakla birlikte, gizilgücü en yüksek güdüleyiciler içsel baskılardır (daha Fazla iş doyumu arzusu, öz-saygı, yaşam kalitesi, vb.).

Eğitim Semineri Düzenleyen Yetişkin Eğitimcisinin Yönetme Ödevleri

  1. Olası bir eğitim etkinliği tanımlanır.
  2. Başlamak için bir karar verilir.
  • Amaçlar tanımlanır ve arındırılır.
  1. Uydu bir biçem tasarlanır.
  2. Öğrenme kaynakları seçilir.
  3. Bir lider ya da liderler grubu seçilir.
  4. Yöntemler seçilir ve kullanılır.
  5. Bir zaman programı yapılır.
  6. Bir olaylar sırası düşünülür.
  7. Öğrenmenin toplumsal pekiştirmesi sağlanır.
  8. Tek tek her öğrenenin doğası dikkate alınır.
  9. Rollere ve ilişkilere açıklık getirilir, tanımlanır.
  10. Gelişmeyi değerlendirme için ölçütler tanımlanır.
  11. açık Tasarım bütün ilgililer için açık hale getirilir.
  12. Biçem, daha geniş yaşam kalıpları içine yerleştirilir.
  13. Etkinliğin hem başında hem de devamında, içinde ve dışında öğrenenlere rehberlik edilir.
  14. Yaşam biçimlerinde, yeni etkinlik için zaman ve kaynak bırakacak şekilde değişiklikler yapılır.
  15. Finansman işi düzenlenir.
  16. Program yürütülür.
  17. Etkinliğin sonuçları ölçülür ve değer lendirilir.
  • Yeni bir eğitim etkinliği olasılığı bakımından durum incelenir.

Dünya emekçileri neo-liberal ekonomik ve ideolojik saldırılar altındadır. Bu saldırıların sonucu ideolojik hegemonyası geriletilen ve ezilenler bir yılgınlık yaşamaktadırlar. Fakat bu durum asla kapitalizmin zaferi değildir. Biz işçi sınıfına düşen görev ezilenlere dayatılan koşullara boyun eğmek değil, aksine mücadele etmek ve dayatılan ideolojik hegemonyayı kırmak, burjuvazinin kalelerinde g e dikler açmaktır. Yeter ki, bunu yapabilecek gücümüzün olduğuna inanalım.

Dünyayı değiştirmeye önce kendimizden başlayalım. Öğrenmeyi yeniden öğrenelim. Yeni eğitim ve ahlak anlayışımızla, sevgiyle, umutla, dirençle gelin güçlerimizi birleştirelim, sendikamız için yeni bir heyecanla daha çok çalışalım.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :