- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Ana-Baba Gücünün Çocuk Üzerindeki Etkileri: Gerekli Mi ? Haklı Görülebilir Mi ?

Ana-Baba Gücünün Çocuk Üzerindeki Etkileri: Gerekli Mi ? Haklı Görülebilir Mi ? sitemize 19 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

            Gücün, görünen önemli zararlarına karşın, eğitimleri, toplumsal ve ekonomik durumları ne olursa olsun çok sayıda anne/baba tarafından bir eğitim yöntemi olarak seçilmesi tuhaftır.

            Gücün zararlı etkilerini anababaların bilmelerine karşın kullandıklarını görüyoruz.  Bu çelişkili durumu onlara gösterebilmek için çocukluklarında anne/babaları güç kullanınca neler hissettiklerini anımsamalarını istiyoruz.  Anımsadıklarında ise olumsuz etkilerden söz ediyorlar.

Çocukken güç karşısında neler hissettiklerini anımsamaları ama kendi çocuklarına güç kullanırken bunu “unutmaları” garip bir çelişki.  Anne/babalardan, kendi anne/babalarının gücüyle başedebilmek için neler yaptıkları sorulduğunda şöyle bir liste ortaya çıkmıştır:

  • Karşı koyma, meydan okuma, başkaldırma, olumsuz davranma.
  • Küskünlük, kızgınlık, düşmanlık.
  • Saldırı, öç alma, tokada tokatla karşılık verme.
  • Yalan söyleme, duyguları saklama.
  • Başkalarını suçlama, dedikodu yapma, aldatma.
  • Hükmetme, zorbalık etme.
  • Kazanma isteği, kaybetmekten nefret etme.
  • Birleşik cephe oluşturma.
  • Uysallık, boyun eğme.
  • Yağcılık.
  • Uyma, yaratıcılığın olmaması, yeni bir şey denemekten korkma, başarının kesin olduğuna inandırılma isteği.
  • İçe dönme, kaçma, hayal kurma, geri çekilme.

KARŞI KOYMA, MEYDAN OKUMA, BAŞKALDIRMA, OLUMSUZ DAVRANMA

            Bir baba kendi babasıyla yaşadığı şu olayı anımsadı :

BABA            : Konuşmayı kesmezsen tokadı yiyeceksin.

ÇOCUK         : Vuur.

BABA            : ( TOKATLAR )

ÇOCUK         : Yine vur, daha sert vur.  Çünkü susmayacağım.

            Bazı çocuklar, anababalarının kendilerinden beklediklerinin tam tersini yaparak onların otorite kurmalarına isyan ederler.

Bir genç terapi senslarının birinde şunları anlatmış :

“Okulda iyi not almak için uğraşmam bile.  Çünkü annem ve babam iyi bir öğrenci olmam için beni çok zorladılar.  İyi not alırsam mutlu olacaklar.  Onların mutlu olmasına izin vermeyeceğim.”.

Başka bir genç anababasına tepkisini şöyle dile getirdi :

“Eğer o denli üzerime gelmeselerdi sanırım saçlarımı kestirebilirdim.  Ama beni zorladıkları sürece kesmeyeceğim.”

            Yetişkinlerin otoritesine gösterilen bu tür tepkiler neredeyse evrenseldir.  Çocuklar yüzyıllardır otoriteye isyan ederler.

KÜSKÜNLÜK, KIZGINLIK, DÜŞMANLIK

            Çocuklar kendilerine karşı güç kullanan kişiye gücenirler.  Anababa ya da öğretmenlerin büyük ve daha güçlü olmalarından gelen avantajlarını, çocukların özgürlüklerini kısıtlamak ya da denetlemek için kullanmaları, onları kızdırır.

SALDIRI, ÖÇ ALMA, TOKATA TOKATLA KARŞILIK VERME

Anababanın hükmetmesi çocuğun gereksinimlerini engeller ve bu engellenme saldırı getirir.  Otoriteye bel bağlayan anababalar çocuklarının saldırganlık göstermesini beklemelidir.  Çocuklar güç karşısında anababalarının psikolojik boyutunu küçültmeye çalışır.  Onlardan öç alır, onları şiddetle eleştirir, onlara karşılık verir ya da onlarla hiç konuşmaz.  Bazen anababalarını incitebileceğini düşündükleri şeyleri yaparak onların gücüyle başetmeye çalışırlar.

YALAN SÖYLEME, DUYGULARI SAKLAMA

            Bazı çocuklar yalan söylerlerse büyük ölçüde cezadan kurtulabileceklerini daha küçükken öğrenirler.  Yalan söyledikleri bazı durumlarda ödül bile alabilirler.  Terapiye gelen ve anabalarından bol miktarda ödül ve ceza alan çocukların tümünün, anababalarına yalan söyledikleri görülmüştür.

Küçük bir genç kız şunları söylemiş :

“ Annemler sinemaya gitmemi yasakladılar.  Ben de onlara arkadaşıma gideceğimi söylüyorum.  Oradan sinemaya gidiyoruz.”

Bir başkası :

“  Annem ruj sürmeme izin vermiyor, evden biraz uzaklaşınca sürüyor, eve girmeden siliyorum.”

            Anababaların ödül ve cezayı çok kullanmaları, çocukların yalan söylemesine neden olur.  Çocuklarının kendileriyle ve sorunlarıyla ilgilenmediğinden yakınan anababalar çoğunlukla çok ceza verenlerdir.  Çocuklar oyunun kurallarını çabuk öğrenirler.  Bunun bir türü de sessiz kalmaktır.

BAŞKALARINI SUÇLAMA, DEDİKODU YAPMA, ALDATMA

            Çok çocuklu ailelerde ödül almak ve cezadan kurtulmak için çocuklar birbiriyle yarışırlar.  Çok geçmeden başka bir başetme yöntemi daha öğrenirler : Kardeşlerinin başarısını engellemek, onları kötü göstererek gözden düşürmek, dedikodularını yapmak, kabahatini onlara yüklemek.

Formül basittir : “Başkasını kötü göstererek kendimi yi gösterebilirim.”

Çocuklarından birlik ve beraberlik içinde davranışlar bekleyen anababalar, ceza ve ödül kullanarak farkında olmadan çoucukları arasındaki rekabeti ve kavgayı körüklerler.  Ne acı!

HÜKMETME, ZORBALIK ETME

            Anababalar küçücük çocuklara neden hükmetmek isterler?  Bunun nedeni kendi anne/babalarının onlara aynı şeyi yapmalarıdır.  Bu nedenle ne zaman hükmedebilecekleri bir durumla karşılaşsalar bu fırsatı kaçırmazlar.  Çocukları da onlardan aynı şeyi öğrenir.  Bebekleriyle oynarken bu durumu çok iyi gözleyebilirsiniz.  Bebeklerine (çocuklarına) anababalarının kendilerine davrandığı gibi davranırlar.

            Anababalar çocuklarını yönetmek ve denetim altında tutmak için otoritelerini kullanıyorlarsa, farkında olmadan kendinden küçüklere otoriter davranan bir insan yetiştirmek tehlikesini göze alıyorlar.

KAZANMA İSTEĞİ, KAYBETMEKTEN NEFRET ETME

            Çocuklar ödülü ve cezası bol bir ortamda yetiştirilince “iyi” görünme ve kazanma ya da “kötü” görünmekten ve kaybetmekten kaçınma gereksinimini duyabilirler.  Olumlu değerlendirmeleri çok yapan, para, armağan türü ödülleri bol veren anababaların evlerinde bu durumla çok karşılaşılır,

Cezayı denetim yöntemi olarak kullanmayı reddeden anababalara rastlanılmasına  karşın, ödül kullanmayı sorgulayan anababalara pek rastlanılmamıştır.

            Ödüle dayalı çocuk yetiştirmenin bir başka olumsuz etkisi de becerileri kısıtlı çocuklar üzerinde olur.  Böyle bir çocuğun ödül alması zordur.  Kendinden daha yetenekli kardeşleri ve arkadaşlarının yanında, evde, oyunda ve okulda hep “kaybeden” dir.  Hemen her ailede başarısızlığın acısını yaşamı boyunca taşımaya mahkum böyle çocuklar vardır.  Bu çocukların benlik saygıları azalır.  Ödülün alana yararından çok, alamayana zararı vardır.

 

BİRLEŞİK CEPHE OLUŞTURMA

            Anababaları tarafından otorite ve güç kullanılarak denetim altında tutulan çocuklar, büyüdükçe o güçle başedecek bir başka yol öğrenirler.  Birlikten güç doğduğunu keşfedip kardeşleri ya da arkadaşlarıyla anababalarına karşı birleşik cephe oluştururlar.  Örneğin:

  • Aynı uydurma öyküyü anlatmak için aralarında anlaşırlar.
  • Arkadaşlarının yaptıklarını örnek göstererek kendilerine de o hakların tanınmasını isterler.  
  • Anababalarının kabul etmeyeceğini bildikleri bir davranışı yaparken kendilerine yandaş olması için diğer çocukları etkilerler. Böylece cezadan kurtulabileceklerini düşünürler.

Günümüzün gençleri, anababaları ve diğer yetişkinlerin otoritelerine karşı birlik oluşturarak gerçek bin güce eriştiklerini hissederler.  Çeşitli gençlik hareketleri hep bu gücün sonucudur.  Böylece toplum gençler ve yetişkinler olarak iki kampa ayrılır.  Çocuklar aileleriyle birleşecekleri yerde, tüm yetişkinlerin güçleriyle savaşmak için giderek kendi akran gruplarıyla birleşirler.

UYSALLIK, BOYUN EĞME

            Bazı çocuklar bilinmeyen nedenlerle anababalarının otoritelerine boyun eğmeyi seçerler.  Otoriteyle başetmek için boyun eğer ve uysal davranırlar.  Özellikle cezanın şiddetli olduğu zamanlarda çocuklar ceza korkusuyla boyun eğmeyi öğrenirler.  Küçükken karşı koymak çok tehlikeli görülebileceği için ceza onlara başeğdirebilir.  Ama ergenliğe yaklaştıkça, artık karşı koymayı denemek için güç ve cesaretleri olduğundan tepkileri aniden değişebilir.

            Bazıları yetişkin olduktan sonra da boyun eğmeyi sürdürür.  Bu çocuklar nerede olursa olsun gücü simgeleyen kişilere karşın derin bir korku besler.  Bunlar yaşamları boyunca çocuk kalan, otoriteye boyun eğen, kendi gereksinimlerini görmezden gelen, çatışmadan korkan, kendi inançlarını savunamayacak kadar uysal kendileri olmaya korkan insanlar olarak yaşarlar.  Bu tipler psikolog ve psikiyatrislerin en iyi müşterileridir.

YAĞCILIK

            Ödül ve ceza verecek gücü olan biriyle başetmenin bir yolu  da kendinizi sevdirmek için özel çaba göstererek iyi geçinip onu kazanmaktır.  Bazı çocuklar hem anababaları hem öbür yetişkinlere karşı bu yöntemi kullanırlar.

Formülleri şudur : “senin için güzel bir şey yaparsam, belki o zaman bana ceza değil ödül verirsin.”  Çocuklar yetişkinlerin ödül ve cezaları eşit olarak vermediklerini küçük yaşlarda öğrenirler.  Onlar göre yetişkinler kazanılabilir.  Bazıları bundan nasıl yararlanacaklarını öğrenirler!  Anababaları ve öğretmenlerine “yağcılık” yaparak, onların gözbebeği olma davranışını benimserler.

Yağcı çocuklar, büyükler gözünde ayrıcalıklı durumlarını kıskanan arkadaşları tarafından alaya alınır ve dışlanırlar.

UYMA, YARATICILIĞIN OLMAMASI, YENİ BİR ŞEY DENEMEKTEN KORKMA, BAŞARININ KESİN OLDUĞUNA İNANDIRILMA İSTEĞİ

            Anababanın otoritesi çocukta yaratıcılığı değil, “uymayı” geliştirir.  Tıpkı otoritenin geçerli olduğu bir işyerinde yeniliğin olmaması gibi…  Yaratıcılık, yeni şeyleri, yeni kombinasyonları deneme özgürlüğü ister.  Ödül ve ceza ortamında yetişen çocuklar bu özgürlüğü, daha kabul edici ortamda yetiştirilen çocuklar kadar hissedemezler.  Güç korku üretir ve korku yaratıcılığı dondurur, uymayı yerleştirir.

Formülü basittir :  “Ödül almak için uygun davranış neyse ona uyacağım.  Ceza tehlikesi olduğu için alışılmışın dışında bir şey yapmayacağım.”

İÇE DÖNME, KAÇMA, HAYAL KURMA, GERİ ÇEKİLME

            Anababanın gücü çocukların başedemeyeceği kadar baskın olduğunda, çocuklar kaçmayı ya da içe dönmeyi  deneyebilirler.  Ceza çocuk için çok fazlaysa,  ödüller tutarsız veriliyorsa, ödülleri kazanmak çok zorsa ya da cezadan kurtulmak için istenilen davranışı öğrenmek çok güçse, anababanın gücü, çocuğun dönmesine neden olabilir.  Gerçeğin üstesinden gelmek için çabalamayı bırakır.  Başetme ona çok zor gelir.  Güce karşı kazanamayacağını anlar ve kaçmayı kendisi için daha güvenli bulur.

            İçe dönme ve kaçma, gerçeklerden arasıra kaçmayla, tümden kaçma arasında değişebilir :

  • Hayal kurma ve fantezi üretme
  • Hareketsizlik, edilgenlik, kayıtsızlık
  • Çocukça davranışa geri dönme
  • Aşırı TV izleme
  • Aşırı roman okuma
  • Kendi başına oyun oynama ( hayali arkadaşla )
  • Hastalanma
  • Kaçma
  • Uyuşturucu kullanma
  • Aşırı yeme
  • Depresyon

KAYNAK        : ETKİLİ ANABABA EĞİTİMİ ( Dr. Thomos Gordon )

DERLEYEN     : ARİF ÇAYÖNÜ

                             Rehber Öğretmen

                             Rehberlik ve Araştırma Merkezi

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :