- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi

Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi sitemize 19 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Akılcı duygusal davranışçı terapi Albert Ellis tarafından geliştirilmiştir.Albert Ellis 1913’te Pittsburg, Pensylvania’ da dünyaya gelmiş,4 yaşındayken New York’a taşınmış ve orada eğitim görmüştür. Ailenin üç çoçuğundan en büyüğü olan Albert Ellis, çocukluk dönemi boyunca  böbrek hastalığı nedeniyle sık sık hastalanmış ve 9 kez hastaneye yatırılmıştır. Bu nedenlede kendinden sorumlu bir birey olmayı öğrenmiştir.Ellis kolej eğitimini 1934’te City College of New York’ta almış, iş yönetimi alanından mezun olmuş ve bir süre yönetici olarak çalışmıştır. 1942’de yazmak kadar psikolojik danışmadan da hoşlandığını keşfedince,Columbia üniversitesinde klinik psikoloji programına girmiş ve 1943’de master derecesi,1947 de doktora derecesi almıştır. Richard Hulbeck’ten psikoanaliz eğitimi alırken,New Jersey zihinsel sağlık merkezinde çalışmaya başlamıştır. 1940’larda kendini değerlendirme anketleri üzerine çeşitli makaleler yayınlamıştır. Onun kitaplarından Suçluluk duymadan Cinsellik(1958), Aşkın Sanatı ve Bilimi (1965) ve Cinsel Davranışlar Ansiklopedisi ünlü ve çok satılan kitaplarıdır. Ellis,1947 ve 1953 yıllarında psikoanalitik alanda çalışmış ve zamanla bu yaklaşımdan hoşnutsuzlaşmıştır (Sharf,2000 ). Ellis’in kuramını etkileyen başka etkenlerlerde bulunmaktadır. Bunlardan en önemlileri Epictetus ve Marcus gibi felsefecilerin yazılarından etkilenmesidir. Özellikle Epictactus’un ‘ İnsanları olaylardan  değil,bu olaylara ilişkin bakış açılarından rahatsız olurlar’ sözü Ellis’in yaklaşımının temel felsefesini yansıtmaktadır. Ellis’in fikirlerini etkileyen diğer etmen dil bilimcilerin çalışmalarıdır.Buna göre psikolojik süreçler, büyük ölçüde kullandığımız dikkatsiz dil ve aşırı genellemeler tarafından belirlenmektedir. Ellis de tıpkı dil bilimciler gibi düşüncelerdeki ve dildeki hataların değiştirilmesinin,duyguları ve eylemleri önemli ölçüde etkileyeceğini kabul etmektedir (Akt.Hamamcı,2002).

Ellis bu yaklaşımı ilk geliştirdiğinde kuramına Akılcı Terapi (Rational Therapy) adını vermiştir. Buna göre,eğer insanlar yaşama bakış açılarını değiştirebilirlerse, temel görüşlerini değiştirebilmeyi ve kendilerini akılcı olmayan bir savunma sistemine girdirmemeyi başarabilirler. Ellis, bu konudaki çalışmalarını geliştirerek,kuramın adını 1961 yılında Akılcı-Duygusal Terapi (Rational-Emotive Therapy) olarak değiştirmiştir (Ellis,1995). Ellis, kuramında bilişin yanı sıra davranışa da önem vermektedir. Ancak Ellis kuramın isminde bu kavramın yer almamasından duyduğu rahatsızlıkla kuramının adını 1993’te Akılcı-Duygusal-Davranışçı Terapi (Rational-Emotive Behavior Therapy) olarak değiştirmiştir ( McGinn, 1997).

            Bu kuramın temel ilkeleri Walen,DiGiueseppe ve Dryden(1992) tarafından şöyle özetlenmektedir (Akt.Hamamcı,2002).

  1. Bilişler duyguların en önemli belirleyicileridir.

2.      İşlevsel olmayan biçimde düşünme duygusal sıkıntılara yol açar.

3.      Duygusal stresle başa çıkmanın en iyi yolu işlevsel olmayan düşünce tarzını değiştirmektir.

4.      Genetik ve çevresel etmenler akılcı olmayan biçimde düşünmeye ve psikopatolojiye

5.      Davranış üzerinde geçmiş yaşamın etkilerinden çok şu an üzerinde durulur.

6.       Akılcı olmayan inançlar etkin ve tutarlı bir çabayla değiştirilebilinir.

ADDT’ye göre insanların psikolojik problemlerini sürdürmelerinin üç temel nedeni vardır. Bunlardan birincisi Ellis’in ‘düşük engellenme toleransı’ kavramından gelmektedir. İnsanlar sıkıntı yaşamamaları gerektiğine inandıkları için sıkıntıları ile yüzleşmek yerine bu durumdan kaçmayı tercih etmektedirler. Psikolojik problemlerinin sürmesinin ikinci nedeni,insanların inançlarına uygun biçimde davranmaları böylece, inançlarını pekiştirmeleridir. Bu kendini doğrulayan kehanet olarakta ifade edilmektedir. Bir diğer neden ise, insanların problemlerinin varlığını inkar etmelerine yardım eden mantığa bürünme ve kaçınma gibi mekanizmaları kullanmalarıdır (Akt.Hamamcı,2002).

            Akılcı-Duygusal Terapide insanların çarpıtılmış,doğru olmayan ve temelde akılcı olmayan düşünce örüntüleri ile kendilerini kurban haline getirdikleri görüşü hakimdir. Bu yaklaşımı benimsemiş terapistin/danışmanın görevi; danışanın düşünce örüntülerini düzeltmek ve onu mantıklı olmayan fikirlerden kurtarmaktır (Akt.Tanrıkulu,2002).

ADDT modelinde danışanlara duygusal rahatsızlıklarının ardındaki temel akılcı olmayan fikirleri gözleme,izini sürme,sorgulama ve bunları değiştirme öğretilir. ADDT Beck’in ‘bilişsel terapisi’ne benzemekle birlikte aralarında oldukça fazla farklılıklar vardır (Çörüş,2001).

Ellis 1940’lardan beri haftada yaklaşık 4 grup ve 70 bireysel danışma vermekte; son 31 yıldır da haftada bir seminer vermektedir(Akt. Epstein,2001).Ellis 50’nin üzerinde kitap,700’den fazla da makale yayınlamıştır. Ayrıca,çoğunlukla ADDT üzerine yaklaşık150 kaset çıkarmıştır ( Akt. McGinn,1997).

Temel Varsayımlar

Ellis’in 1970’lerde oluşturduğu biçimiyle ADDT’nin  temel varsayımları şunlardır:

  1. İnsanlar dış kaynaklarca şartlanmaktan çok,kendi kendilerini rahatsız hissetmeye şartlarlar.
  2. İnsanların çarpıtılmış bir biçimde ve gereksiz yere kendilerini rahatsız edecek bir biçimde düşünmeye biyolojik ve kültürel eğilimleri vardır.
  3. İnsanlar rahatsız edeci inançları türetmede benzersizdirler.
  4. İnsanların kendi bilişsel,duyuşsal ve davranışsal süreçlerini değiştirme kapasiteleri vardır (Akt.Tanrıkulu,2002)

Ellis bireyin ve danışmanın kendi davranışlarını,performansını ve işlerini eleştirmesini ama asla ırkını,cinsiyetini ve zekasını eleştirmemesi gerektiğini söyler. Birey kendini koşulsuz kabul etmelidir yoksa kendini değersiz ve iyi olmamakla suçlar (Sharf,2000).

ADDT’de Temel Kavramlar

  1. Akılcı Olmayan İnançlar

Ellis,insanların akılcı olmayan biçimde düşünme nedenlerini doğuştan getirmiş oldukları akılcı olmama yönünde düşünme eğilimleri ve içinde yaşadıkları kültürden ve yetiştirilme tarzından kaynaklandığını belirtmektedir. Bu yaklaşıma göre insanların sahip oldukları bir diğer eğilim kendilerini gerçekleştirme eğilimidir. Ancak insanların akılcı olmayan biçimde düşünebilme eğilimi, onların kendilerini gerçekleştirme eğilimlerini ortaya koymalarını engel olmakta ve sonuçta duygusal ve davranışsal sorunlar gelişmektedir (Hamamcı,2002).

ADDT’ye göre insanlar kendileri için önemli yaşam amaçları oluştururlar ve bu amaçları elde etmeye çalıştıkları zaman mutlu olurlar. Akılcı kavramı insanların temel amaçlarını elde etmelerine yardım eden düşünceler olarak tanımlanırken,bu amaçlara ulaşmalarına engel olan düşünceler ise akılcı olmayan inançlar olarak görülmektedir. Ellis akılcı düşüncelere sahip olan insanların bilimsel yöntemleri kullanıp,eylemlerini ve duygularını düzenleme eğilimindeki bireyler olduğunu belirtmiştir (Nelson-Jones,2000).

ADDT’de akılcı olmayan inançların temelini oluşturan ‘meli-malı’lar evrende herkesin,kişinin bildirilerine uymasına ilişkin,koşulsuz,dogmatik,ve mutlakiyetçi taleplerdir.  Ellis’e göre nevrotik davranışa neden olan 3 temel talepler ise şunlardır ( Akt.McGinn,1997);

  1. ‘Ben iyi olmalıyım ve insanlar beni sevmeli yoksa kötüyümdür.’
  2. ‘İnsanlar bana hep kibar,düşünceli davranmalı yoksa onlar kötüdür.’
  3. ‘Hayat bana her zaman istediğimi vermeli yoksa yaşayamam.’

Ellis kuramını ilk geliştirdiği yıllarda duygusal rahatsızlığa yol açan 11 gerçekçi olmayan inanç saptamıştır. Bunlar:

1. Çevresindeki tüm değerli insanlarca onaylanmak yada sevilmek birey için temeldir.

2.      Eğer kişi her yerde tamamen yetkili,yeterli ve başarılıysa değerlidir.

3.      Bazı insanlar kötü,işe yaramaz ve suçludur ve bu insanlar suçlanmalı ve cezalandırılmalıdır.

4.      İstenilen şeyler kişinin istediği şekilde olmazsa felakettir.

5.      Mutsuzluk dış etkenlerden kaynaklanır,birey bunu kontrol edemez.

6.      Eğer bazı şeyler tehlikeli ve korku verici görünüyorsa kişi sürekli bunlarla ilgilenmeli,düşünmelidir.

7.      Zorluklardan yada  sorumluluklardan kaçmak bunlarla yüzleşmekten daha kolaydır.

8.      Birey başkalarına bağımlı olmalıdır. Güvenebileceğin ve danışabileceğin kendisinden güçlü biri mutlaka olmalıdır.

9.      Bireyin geçmişindeki olaylar şimdiki davranışlarının belirleyicileridir,geçmişin etkisi yok edilemez.

10.  Birey başkalarının problemleriyle ilgili olmalı,çok üzülmelidir.

11.  Her zaman her probleme doğru ve kusursuz çözümler bulunmalı eğer bulunmazsa bu felakettir.

ADDT Kuramında akılcı olmayan inançlar içerdikleri temalara göre dört ana başlık altında toplanabilmektedir (Nelson-Jones,2000). Bunlar;

  1. Talepler-ihtiyaçlar ki bunlar insanlarla veya olaylarla ilgili gerçekçi olmayan ve mutlakiyetçi beklentiler olarak ve ‘meli-malı’lı sözcüklerle fark edilirler.
  2. Facialaştırma durumun olumsuz sonuçlarını aşırı derecede abartma biçimidir. Böylece hoş olmayan gelişme ‘korkunç’ hale dönüştürülür.
  3. Düşük engellenme eşiği kolaya ve rahata ilişkin taleplerden ortaya çıkar ve sıkıntıya dayanıksızlığı yansıtır. Sıklıkla ‘…..olursa,buna dayanamam.’ biçiminde ifadelendirilir.
  4. İnsanın değerliliğine ilişkin toptan değerlendirmeyi kişi kendisine yaptığı gibi diğer insanlar için de yapar. Buna göre sergiledikleri davranışlar değil, insanlar değerlendirilirler.

Ellis’in akılcı olan ve olmayan inançlara bakış açısına benzer şekilde Edward MacNeal (Akt.Gateley, 1999) karar kuramını geliştirmiştir. Bu kuramda da bireyler bir konuda seçim yaparken düşünce sistemlerinden etkilenerek tercih yaparlar.

b.Akılcı Olmayan Duygular

ADDT kuramına göre insanlar, beklentileri engellendiklerinde,çeşitli tepki biçimlerinden birini seçerler. İnsanlar rahatsızlık duyma,engellenme,üzüntü,pişmanlık ve hoşnutsuzluk duyguları gibi işlevsel olmayan sonuçlarla tepki verme yolunu seçebilirler. Ayrıca bireyler,hiddetten köpürme,paniğe kapılma,depresyon ve değersizlik duyguları gibi işlevsel olmayan olumsuz duygularla tepki verme yolunu da seçebilirler. Bunlar kişilerin işlevsel olmayan veya akılcı olmayan inançlarından kaynaklanır (Howatt,2000).

Ellis ve DiGiuseppe (Akt.Tanrıkulu,2001) işlevsel olmayan olumsuz duyguların,işlevsel duygulardan niceliksel değil de niteliksel olarak nasıl ayrıldığını şöyle açıklamaktadırlar:

  1. Her iki duygu türleri düşük,orta veya yüksek yoğunlukta ortaya çıkabilir. Ancak işlevsel olmayan duygular daha yoğun,daha derin,daha yaygın ve fiziksel uyarılmayı daha yoğun biçimde olma eğilimindedir.
  2. İnsanlar kimi zaman her iki duyguyu da yaşayabilirler. Örneğin aptalca davranmış oldukları için pişmanlık ve üzüntü duyabildikleri gibi,depresyona da girebilirler.

TABLO 1

AKILCI-DUYGUSAL TERAPİYE GÖRE UYGUN VE UYGUN OLMAYAN DUYGULAR (Akt.Türküm,1999)

Uygun Olmayan-Kendine Zarar Verici Duygular

Öfke:Gücenme,öfkedelilik,hiddet,hiddetten köpürme duyguları

Kendini Eleştirme:Aşağılanmışlık Hissi,utanç,yetersizlik,kendini insan yerine koymama duyguları

Kaygı: Kaygı,sinirlilik,yüksek gerilim,panik,çaresizlik,dehşet duyguları

Depresyon: depresyon,değersizlik,hiçbirşeye layık olmama,suçluluk,kendini aşağılayıcı duygular

Uygun –Yenilgiye Uğratmayan  Duygular

Rahatsız Olma: (hafif veye yoğun şiddette)rahatsız olma,hoşnutsuzluk,tedirgin olma,kızgınlık,insanlara değil de hareketlere öfkelenme

Kişinin Davranışını Eleştirme:(hafif veye yoğun şiddette) pişmanlık, üzüntü,hoşnutsuzluk,şüphe duyguları, kişiyi bütün olarak değil davranışını eleştirme

Duyarlı Olma:(hafif veye yoğun şiddette)duyarlılık,temkinlilik,gözetme,kişinin benliği ile ilgili olarak değil de performansyla ilgili olarak gerilim duyması

Üzüntü: Pişmanlık,tatminsizlik,hoşnutsuzluk duyguları.Bir kişi kötü bir şekilde davransada kötü bir insan olmadığını benimseme

  1. ABC Modeli

Ellis,insanların duygu,düşünce ve davranışları arasındaki ilişkiyi ABC Modeli ile açıklamaktadır. Buna göre;

‘A’ (Activating events) harekete geçirici olaylardır.

‘B’ (Beliefs) inançlar;A’ya ilişkin fikirler,çıkarımlar ve değerlendirmelerdir. 2 tür inanç vardır(Akılcı olan ve olmayan). Akılcı olmayan inançlar duyguların bozulmasına ve amaçlara ulaşılamamasına neden olur (Sharf,2000).

‘C’ (Consequences) duygusal, davranışsal ve bilişsel sonuçlardır.

Harekete geçirici olaylar sıklıkla insanların kontrolleri dışında gelişir.Bireyler, ‘A’da ne olduysa, ‘C’dekileri yarattığına veya bunların nedeni olduğuna yanlış biçimde inanırlar.Ancak her ne kadar başlatıcı olay kontrol edilemezse de bireyler B’lerini (inanç sistemlerini) rasyonel düşünce tarzıyla kontrol edebilirler. İnançlar duygu ve davranışsal tepkileri etkilerken,duygular ve eylemler de inançlar üzerinde geniş bir etkiye sahiptir (Nelson-Jones,2000).

ABC kavramlaştırmasında ‘C’ olarak sembolleştirilen duygusal ve davranışsal tepkilerin daha sonraki tepkiler için harekete geçirici olaya (A) dönüştüğü de vurgulanmaktadır. Kişilerin yaşadıkları duyguların yeni bilişlerin kaynağı haline gelmesini içeren bu mekanizaya ‘semptom stres’ adı verilmektedir (Epstein,2001).

ADDT müdahale biçimi kısaca ‘ABC Modeli’ olarak tanımlanmasına karşın kimi zaman ‘GABCDEF Süreci’ ifadesi de kullanılmaktadır. Burada sözü geçen ‘G’ amaçlar (goals), ‘D’ inançları çürütmeye yönelik müdahale (disputing intervention), ‘E’ yapılan müdahalenin etkisi (effect), ‘F’ müdahaleden sonra ortaya çıkan yeni duygulardır (new feeling) (Nelson-Jones,2000).

ADDT, insanın duygusal rahatsızlıklarını yaratmada büyük ölçüde kendisinin sorumlu olduğu görüşüne dayanır. Uygun olmayan duygular, davranışlar yaratabilen kişi, kendisinde varolan ve onun kendisini gerçekleştirmesine götüren gizil güçlerini kullanarak uygun tepkilerde geliştirebilir. Bunu gerçekleştirebilmek için terapötik süreçte danışanlara akılcı olmayan inançlarını fark etmeleri ve bunları akılcı olanlarla değiştirmeleri öğretilir. Ellis’e göre terapide izlenen yol psiko-eğitimsel bir süreçtir (Akt.Türküm,1999).

  1. Duygusal Güçlüğe Bakış Açısı

Bireyler akılcı olmayan inançları çocukluk yıllarında kendileri için önemli olan kişilerden öğrenirler. Bireyler aynı zamanda kendi kendilerine de akılcı olmayan doğmalar ve önyargılar yaratırlar. Sahip olunan akılcı olmayan inançlar ana-babaların aktarımından çok,kişinin içselleştirdiği işlevsel olmayan tutumlara dönüşür ve devam eder ( Corey,2000).  Ellis’e göre bireyler geçmiş yaşantıları ile geliştirmiş oldukları akılcı olmayan inançlarını,geçen yıllar boyunca kendi kendilerine yeniden aşılama ve pekiştirme yoluyla canlı tutmaktadırlar (McGinn,1997). Bireylerin akıldışı inançlarını sürdürme nedenleri ise,biyolojik yatkınlık,inançların duygusal boyutu,bilimsel düşünme yetersizliği,geçmiş yaşantılarda ısrarcılık,değişime karşı gerçek dışı inançlar ve davranış yoluyla yetersiz olarak inançlarda değişim sağlamadır (Nelson-Jones,2000).

Ellis bireyin kişilik gelişimine etki eden birçok faktörden söz etmiştir. Bunlar;

a.Biyolojik faktörler

b.Sosyal faktörlerdir-kişilerarası ilişkilerde birey çevresindeki insanların beklentisine göre hareket etme eğilimindedir. Eğer çevresi tarafından kabul edilirse o zaman kendini kabul eder ve iyi hisseder (Sharf,2000).

Bireyin psikolojik olarak rahatsızlanmaya hassasiyeti onun biyolojik ve sosyal faktörlerine bağlı olarak bireyden bireye değişir. Ellis’e göre ayrıca ne kadar irrasyonel düşünceye sahipsek o kadar psikolojik olarak rahatsızlanmamız sık olur (Sharf,2000).

Bireyler tercihleri ve akılcı inançlarıyla yaşadıklarında depresif,düşmanca ve kendine acıyan insanlar olmazlar. Ancak arzularını ve tercihlerini doğmatik ve mutlak ‘meli-malı’lı taleplere ve komutlara dönüştürdüklerinde kendi kendilerini hasta edebilirler (Akt. Shaughnessy & Mahan,2002).

ADDT Modeline göre insanlar,istedikleri şeyler olmadığında bu durum üzerinde doğmatik olarak ısrar ederlerse –yetersizlik,hayal kırıklığı,kaygı,pişmanlık gibi- olumsuz duyguları yoğun biçimde hissederler. Yaşanan duygular akılcı inançlardan türetildiğinde bireyler gerçekleştiremedikleri hedefleri yeniden gözden geçirme veya yeni hedefler belirleme yolunu seçebilirler. Bu nedenle yaşanan bu tür duygular yapıcı duygular olarak isimlendirilir. Buna karşın yıkıcı duygular ise,bireylerin kendi özelliklerini katkılarını ve içinde bulundukları durumu nesnel olarak gözden geçirmeksizin tercihlerini mutlaka yerine getirilmesi gereken zorunluluklar olarak görmelerinin ürünleridir (Akt. Shaughnessy & Mahan,2002).

Bireyler duygusal anlamda iyilik hallerini,uzun süreye yayılmış haz almayı (hedonizm) yaşamlarına uyarlayarak yükseltebilirler. Uzun dönemli haz almaya yönelen kişiler,mutluluklarını zamana bağlamaksızın kararlar verirler ve eylemde bulunurlar. Kısa dönemli haz almaya yönelenler ise hemen ortaya çıkacak mutluluklar ve memnuniyet için çaba gösterirler (Akt.Sharf, 2000 ).

Duygusal güçlüğün bir başka boyutu ise düşük engellenme eşiğidir ( DEE, Low Frustration Tolerance). Ellis’e göre her ne kadar bireyler kendini gerçekleştirme potansiyeline sahip olsalar da aynı zaman da bir kısmı düşük engellenme eğilimine sahiptir (Weinrach, 1995). DEE eğilimi olan bireyler,engellenmeye dayanamayacaklarına inanarak,kendi kendilerini rahatsız ederler. DEE görüşü temelde istenmeyen yaşam durumlarıyla ilgili,duygusal anlamda rahatsız edici inançları içermektedir. Bu nedenle günümüzde bu kuramın psikolojik güçlüğe ilişkin bakış açısında temel bir role sahip görünmektedir (Akt.Sharf,2000).

Ellis (Shaughnessy& Mahan,2002), kendini yenilgiye uğratan üç temel duygu olduğunu belirtmektedir. Bunlar;

  1. Diğer insanlara yönelik hiddet.
  2. Rahatsız edici durumlara ilişkin öfke,düşük engellenme eşiği kendine acıma.
  3. Değersizlik duyguları veya kendini aşağılama.

İnsanın Doğasına Bakışı

ADDT’ye göre insanlar akıldışı düşünceye sahip olma potansiyeli kadar akılcı düşüncelerede sahip olma potansiyeline sahiptirler(Corsini,1984). İnsanlar kendilerini koruma,mutlu olma.düşünme,kendini açıklama-ifade etme,sevme,diğer iletişim kurma,büyüme ve kendini gerçekleştirmeye ilişkin eğilime sahiptir. Ancak insanlar aynı zamanda,kendini yok etmeye, düşünmekten kaçınmaya,ertelemeye,hatalarını sürekli tekrarlamaya,batıl inançlar,toleranssızlık ve mükemmeliyetçilik geliştirmeye,kendini suçlamaya ve gizil güçlerini gerçekleştirmekten kaçınmaya ilişkin eğilime de sahiptir (Howatt,2000).

Ellis insanların oldukça hedonist olduğuna inanır. Ancak ihtiyaç duydukları şey kısa dönemli hazlar (alkol almak,ilaç kullanmak) değil,uzun dönemli hazlar olası gerektiğidir (Sharf, 2000). Ayrıca Ellis,çok arzu edilen bir şey olmasına karşın,insanların kabul edilmeye ve sevilmeye ihtiyaçları olmadığını belirtir (Akt. Shaughnessy & Mahan,2002).

Akılcı duygusal davranışçı yaklaşım kişilerin geçmiş deneyimlerinin onların şimdiki düşünce sistemlerine etki ettiğine inanır.Geçmişi değiştirememize rağmen,biz bu geçmiş yaşantıların etkilerini değiştirebiliriz. Bu nedenle terapist ‘şimdi ve burada’ ya odaklanır ve bireye bakış açısı iyimserdir (Sharf,2000).

Psikolojik Sağlığın Ölçütleri

1.Kendine İlgi :Sağlıklı bireyler kendileriyle ilgilenme kapasitesine sahiptirler.

2.Sosyal İlgi: Sağlıklı bireyler sosyal grup içerisinde çevresindekilerle etkili bir biçimde yaşama ve ilişkide bulunma eğilimine sahiptirler.

3.Hoşgörü: Sağlıklı insanlar başkalarının hata yapmasına izin verir ve onların davranışlarından dolayı aşağılamaz.

4. Kendini Yönetme: Sağlıklı insanlar başkalarının yardımını alabilirler bunun yanında tamamen bağımlı olmadan kendi kendilerine de yetebilirler.

5.Esneklik: Sağlıklı insanlar kendi ve diğer insanların düşüncelerine karşı esnektir ve değişime açıktır.

6. Belirsizliği Kabul               7. Sorumluluk Alma

8. Kendini Kabul                    9.Ütopyacı Olmamak

10. Bilimsel Düşünce

Terapinin Amacı

ADDT’nin amacı danışanların akılcı olmayan inançlardan akılcı olan inançları ayırt edebilmelerini ve geliştirebilmelerine yardım etmektir.

Genel amacı bireyin kendini savunmasını azalttırarak kendini kabulünü sağlamak ve böylece duygusal rahatsızlığını azaltmalarında yardımcı olmaktır. Diğer amaçlar ise bireyin daha açık ve mantıklı düşünmesini sağlamaktır. Bireyler böylece üzüntü,pişmanlık gibi negatif duygularıyla baş edebilmesini öğrenirler (Sharf,2000).

Terapide danışanlara onlar için önemli insanlarca sevilmediklerinde,kendilerini depresif hissetmemeyi nasıl başarabilecekleri öğretilir. Terapide danışanlara mükemmel olmamalarına rağmen kendini kabul etme,kendini suçlamaktan kaçınma öğretildiği gibi, kaygı incinme, değerliliğini yitirme ve kendinden nefret etmenin üstesinden gelme yolları da öğretilir (Akt. Shaughnessy & Mahan,2002).

Terapötik İlişki

Terapinin genel özelliği eğitimsel,aktif ve yönlendirici olmasıdır.Danışanlar oturumlarda ya da ev ödevlerinde kitap,broşür vb materyalleri okumaya teşvik edilir.ADDT terapistleri empatik,içten olma,koşulsuz kabul etme davranışlarını göstermekle birlikte danışanlarına daha çok yönlendirici,aktif ve yüzleştiricidirler(Hamamcı,2002).

Dryden ve Neenan’a göre (1995), ADDT terapistleri terapinin temel koşullarını (empati,içtenlik ve koşulsuz kabul) danışanla ilişki kurmak ve terapötik değişimi hızlandırmak açısından kabul etmektedir(Akt. Vernon,A.1996).

Ellis terapötik ilişki yaratmak için en iyi yolun danışanın acil probleminin çözülmesi olduğuna inanır. Danışana neyi anlatmak istediği sorulduktan sonra Ellis başlatıcı olayı,irrasyonel düşünceleri duygusal ve davranışsal sorunları belirler. Bu 2 veya 3 oturum sürer ve daha sonra genişçe diğer sorunlar üzerinde çalışır (Sharf,2000).

Danışmaya başlamadan önce terapist sıklıkla danışana danışmanın amacını anlatır. Çocuklarla çalışılırken ise önce yavaş yavaş ve dikkatlice ilişki kurulur sonra yaklaşımın metotları öğretilir (Akt. Epstein,2001).

Terapinin Uygulama Alanları

ADDT diğer terapilerin tedavi ettiği bütün psikolojik problemlerle ilgilenir. Bunlar çoğunlukla çeşitli kişilik bozuklukları ve değişik derecelerde duygusal ve davranışsal bozukluklardır (McGinn, 1997). Ancak Ellis’e göre terapinin süresi göz önüne alınırsa kişilik bozukluklarının tedavisi nevrotiklerin tedavisinden daha uzun sürmektedir(Akt. Epstein,2001)

Akılcı Duygusal Davranışçı Yaklaşım kaygı,depresyon,öfke,evlilikle ilgili güçlükler,kısır kişilerarası ilişki becerileri,anababa rolü ile ilgili güçlüklerin yanı sıra,obsesif kompulsif rahatsızlıklar,yeme bozuklukları gibi klinik problemlere uygulanmaktadır. Ayrıca,Ellis eğitimde öğrenciler için koruyucu ruh sağlığı işlevinin önemini de vurgulamıştır (Akt.Nystul,1999).

Ellis özel eğitime ihtiyacı olan görme,işitme ve diğer fiziksel engelli danışanlarla da çalışmakta ve terapiyi başarıyla sürdürmektedir (Akt.Wing& Sue,1999).

ADDT danışmanları aynı zamanda mesleki stres ve yönetimi alanında da hizmet vermektedirler. Stresi azaltmak ve yönetmek için danışanlara içsel taleplerini ve dışsal baskıları, yönetme beceri eğitimi verilir (Palmer,1995).

Terapide Kullanılan Teknikler

ADDT’nin eğitimini almış danışman ve terapistler geniş bir oranda bilişsel,duygusal ve davranışçı teknikleri hastalarının inanç sistemlerini araştırmak ve hastaların kendi duygu,düşünce ve davranışlarını nasıl daha iyi kontrol edebileceklerini öğrenmeleri için kullanırlar (Bishop,1994).

ADDT’de kullanılan teknikler yaklaşımın ilk ortaya çıkışından beri sürekli geliştirilmiştir (Ellis,200).Geniş çapta ölçekler ve testler danışanın ilgilerini belirlemek için kullanılır (örneğin Beck Depresyon ölçeği ). Ayrıca REBT Kendine Yardım Formu kullanılır (Ek-1). Bu form hem tanı hem de terapötik  amaçlıdır (Sharf,2000).

Ellis (2000),öğretici açıklamalar,model alma,rol oynama,pekiştireç verme, duyarsızlaştırma, ikna etme,tekrarlamalar yapma,uygulama ve ev ödevlerini içeren eğitimsel tekniklerin kullanıldığını belirtmektedir.

İlgili literatür incelendiğinde,bu yaklaşımda kullanılan tekniklerin başlıca üç grupta toplandığı görülmektedir. Bunlar;

  1. Biliş ağırlıklı teknikler
  2. Duygu ağırlıklı teknikler
  3. Davranış ağırlıklı teknikler
  4. Biliş Ağırlıklı Teknikler
  5. Akılcı olmayan inançların çürütülmesi: Yaklaşımda en yaygın olarak kullanılan tekniktir. Bu teknikte danışanların akılcı olmayan inançlarının gerçeklikle bağlantısının olmadığını göstermek amaçlanır. Ayrıca bu inançlara sahip olmanın yarattığı sonuçların farkına varılması ve alternatif inançların geliştirilmesi üzerinde durulur (Sharf,2000).

Bu müdahale dört alt basamağı içerir;

  1. Keşfetme: Kendini yenilgiye uğratan duygu ve davranışlara yol açan ve özellikle de ‘meli-malı’lardan oluşan akılcı olmayan inançlar incelenir (Brems,2001).
  2. Tartışma: Terapistin çeşitli sorular sormasıyla danışanın akılcı olmayan inançlarını anlaması ve akılcı inançların uygunluğunu fark etmesi amaçlanır ; Ellis’e göre ADDT’de en sık kullanılan metottur (Akt. Nelson,2000).
  3. Ayırım Yapma: Danışanın mutlakiyetçi olmayan değerleri ile mutlakiyetçi değerleri arasında net bir ayırım yapmasına yardımcı olunur.
  4. Tanımlama: Danışanın ihtiyaçlarından bahsederken daha doğru tanımlamalar kullanmasına yardımcı olunur.

2.Öğretici teknikler: Terapist doğrudan ve öğretici tarzda akılcı olan ve olmayan inançlar arasındaki farkları,duyguların nasıl oluştuğunu,belli inançların neden akılcı olmadıklarını,alternatif inançların nasıl yaratılabileceğini danışana öğretmesini içerir.

            Danışanın yaklaşımı anlatan konferansları izlemesi,hazırlanmış ses bantları,video kasetleri ve kitaplar aracılığıyla bilgilendirilmesi gibi etkinlikler de bu yardım biçiminin içerisindedir (Howatt,2000).

  1. Sokratik tarzda sorular sorma: Görüşme sürecine rehberlik etmek ve danışanı bağımsız bir biçimde sorulara cevap aramaya cesaretlendirmek için kullanılır. Bu tür sorularla danışana inançlarının tutarsız yönleri gösterilir. Terapötik ilişkide Sokratik tarzda sorular sorularak, danışan terapistin bakış açısını kabul etmek yerine,kendi kendine düşünmesi amaçlanmaktadır (Hill,1996).
  2. Nüktenin kullanımı: Ellis danışanlarına,yaşadıkları güçlüklerine ilişkin abartılı değerlendirmelerini göstermek ve işlevsel olmayan düşünceleri çürütmek için sıklıkla kullanmaktadır. ADDT,kişilerin kendilerini aşırı ciddiye almaları ve yaşamlarındaki olaylara ilişkin espirili bakış açılarını yitirmeleri nedeniyle daha yoğun duygusal güçlükler yaşadıkları hipotezini içerir (Corey,2000).

Nüktenin kullanılmasında dikkat edilmesi gerekilen ilke ise,terapistin iyi bir gözlemci olması,danışanla alay etmeden,sadece onun davranışı ve düşünceleri ile ilgili şaka yapmasıdır (Sharf,2000).

  1. Danışanın dilini-üslubunu değiştirmesi: Danışanların kendilerini daha az yenilgiye uğratıcı bir dil kullanmalarına yardımcı olunur. Yine bu teknikle danışanların ‘meli-malı’lı ifadelerini tercihlere dönüştürmelerinde,çaresizlik ve kendilerini aşağılayan örüntüleri daha sağlıklı ve işlevsel örüntülere dönüştürmeleri sağlanmaya çalışılır (Corey,2000).
  2. Benzetmelerin kullanımı: Terapötik ilişkide danışan için yeni ve anlaşılmaz gelen bir kavramı açıklamak için terapistin,danışana tanıdık gelen bir alandan kavram bularak,varolan benzerliği vurgulamasını ve böylece yeni kavramı açıklamasını içerir (Akt. Shaughnessy & Mahan,2002).
  3. Bilişsel ev ödevleri: Terapötik ortamda başlatılan değişim sürecinin sürekliliğinin ve kalıcılığının sağlanması ve danışanın kendi kendine yeni keşifler yaparak bu süreci hızlandırması açısından ev ödevleri önemli işlevlere sahiptir. Bu teknik yardımıyla danışanlara çeşitli çizelgeler verilerek,oturum dışında bunları doldurmaları ve sonraki oturumda bu örneklerle çalışılmaktadır. Ev ödevleri ile danışanların problemlerinin listesini çıkarmaları,mutlakiyetçi inançlarını araştırıp incelemeleri,bunları çürütmeleri yönünde araştırma yapmaları sağlanır (Howatt,2000).
  1. Duygu Ağırlıklı Teknikler
  2. Utancın üstüne gitme alıştırmaları (shame-attacking execiesses): Danışanların akılcı olmayan duygularından kurtulmaları için,kaçındıkları davranışları sergileyerek deneyim kazanmaları ve yaşamaktan korktukları duyguları yaşamaları esasına dayanır. Danışanlar böylece,daha önce yazdıkları senaryoların gerçekleşmeyebileceğini,yaşamaktan çekindikleri duyguları hissetmeyebileceklerini fark ederek değişim sürecine girerler(Akt. Shaughnessy & Mahan,2002).
  3. Akılcı-duygusal imgeleme: Bu teknik yeni duygusal örüntüleri oluşturmak için düzenlenmiş yoğun zihinsel uygulamalardan oluşur (Sharf,2002). Danışanlar gerçek yaşamda olmasını istedikleri veya istemedikleri,korktukları şekilde kendilerini hayal ederler. Bu teknikle danışanlar olabilecek en kötü durumu,bu durumla ilgili olarak ne gibi uygun olmayan duygular hissedeceklerini ve bunu uygun duygularla değiştirebilme olasılığını fark edebilirler.
  4. Akılcı-Espirili şarkılar,anektodlar: Danışanların kendilerini,diğer insanları ve dünyayı çok fazla ciddiye almamaya ve akılcı olarak ta değerlendirmeye çaba göstermelerinde kullanılmaktadır.
  5. Akılcı Rol Provası ve Kendini açma: Danışanların verilen ev ödevlerinin danışma ortamında yapmalarını ve danışmanın zaman zaman kendi sorunlarını nasıl ele aldığını danışanla paylaşmasını içermektedir.
  6. Davranış Ağırlıklı Teknikler
  7. Davranışsal ev ödevleri: Bu grupta yer alan teknikler beceri eğitimini,girişkenlik eğitimini ve bilişsel yeniden yapılandırmayı içerir.
  8. Rol değiştirme: Bu teknik ile danışan başlatıcı olayı daha farklı değerlendirerek alternatif düşünceler üretme fırsatı bulur.
  9. Model olma: Terapist kendi yaşamından örnekler vererek benzer problemleri nasıl yaşadıklarını ve bunları çözmeye çalışmanın ne kadar önemli olduğunu örneklendirirler.
  10. Akılcı düşünce ve eylemlerle ilgili bilgilerin küçük kartlara yazılması ve bunu danışanın sürekli görebileceği bir yere koyması.
  11. Risk alma ve utancın üzerine gitme alıştırmaları: Danışanın alışık olmadığı,çekindiği şeyleri yapmaya cesaretlendirilmesidir. Ancak alıştırmalar,yasal ve insanlarla sorun yaratma olasılığı taşımayan durumlardır.
  12. Olumlu ve olumsuz pekiştireçler: Olumlu pekiştireçler danışanın düzeyine göre sözel veya maddi ödüller şeklinde olabilmektedir. Olumsuz pekiştireç ve kaçınma kontrolü ise istenmeyen davranışın azaltılması için olumsuz sonuçları ayarlama biçiminde yürütülmektedir (Akt.Tanrıkulu,2002).

Danışmada kullanılan diğer davranış ağırlıklı teknikler ise ‘orada kal’ etkinlikleri ve ertelemeye karşı çabaları içeren alıştırmalardır. Genel olarak bu tekniklerin salt duygu,düşünce veya davranış odaklı olduğunu söylemek zordur. Danışanın özelliklerine,ihtiyacına,gündeme getirilen soruna ve danışmanın stiline göre söz konusu üç öğeden biri ön plana çıkmaktadır.

Akılcı-Duygusal-Davranışçı  Terapi Kuramı ile İlgili Araştırmalar

ADDT modeli ile ilgili çok sayıda araştırmalar yapılmış ve bulgular yaklaşımı destekler görülmektedir (Parrott,1997). Araştırmalar incelendiğinde dört alt başlık altında toplanabilmektedir (Türküm,1999). Bunlar;

  1. Akılcı olmayan inançlar ile bazı kişilik özelliklerinin karşılaştırıldığı betimsel araştırmalar: İlgili literatür incelendiğinde,akılcı olmayan inançlarla,denetim odağı,kaygı,depresyon,öfke gibi bir çok kişilik özelliği arasındaki ilişkilerin incelendiği görülmektedir.Bu araştırma bulguları kişinin uyum düzeyini azaltan ,kısaca ruh sağlığını korumasını zorlaştıran bir çok kişilik özelliği ile sözü edilen değişken arasında anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir.
  2. Akılcı olmayan inançlar ile psikiyatrik belirtilerin karşılaştırıldığı betimsel araştırmalar: Bu araştırma sonuçlarına baktığımızda,bireylerin akılcı olmayan düşüncelere sahip olma düzeyleri ile yaşadıkları duygusal güçlükler arasında anlamlı ilişki olduğu konusunda yaklaşımın temel hipotezini (‘Bireylerin kendilerine,diğer insanlara ve yaşamın nasıl olması gerektiğine ilişkin akılcı olmayan inançları,bu bireylerin orta düzeyde rahatsız edici olayları felaketler olarak yorumlamaya yöneltir. Bu inançlar bu tür olaylara aşırı duygusal tepkiler vermeye yol açar’) doğrular görülmektedir. Örneğin bulimiklerin depresif duygu durumları ile akılcı olmayan inançları arasında pozitif bir ilişkinin olması.
  3. ADDT’nin psikiyatri hastalarına uygulanmasını içeren deneysel araştırmalar: Bu gruptaki araştırmalara baktığımızda büyük bir çoğunluğunun,tanı almış grupların klinik problemlerinin çözülmesi veya azaltılması yönündeki uygulamaları içerdiği gözlenmektedir. Örneğin,sosyal fobinin azaltılmasında,menstürasyon öncesi şiddetli rahatsız edici belirtilerin azltılması vb.
  4. Çeşitli yaş gruplarındaki öğrencilere uygulanan eğitim programının etkisini içeren araştırmalar: İlgili literatürde danışanların akılcı olmayan düşüncelerinin değiştirilmesi ve baş etme becerirlinin geliştirilmesi amacıyla hazırlanmış hem terapi hem de psikolojik eğitim içerikli uygulama sonuçları anlamlı değişimler sağlandığını göstermektedir ve akılcı olmayan düşüncelerle duygusal rahatsızlıklar ve uyumsuz davranışlar arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur ( İlkokul öğrencilerinin akılcı olmayan düşüncelerinin girişkenlikleri üzerindeki etkisi gibi).

ADDT üzerine yapılan yabancı araştırmalar daha sonraki araştırmacılara kaynak olması açısından ek olarak belirtilmiştir (EK-2).

Akılcı Duydusal Davranışçı Terapiye İlişkin Tepkiler

ADDT Bilişsel-Davranışçı Yaklaşımlar içinde oldukça popüler olmasına karşın temel kavramları,müdahale biçimi,uygulayıcı ile danışan arasındaki ilişki açısından sıklıkla eleştiri almıştır.Eleştirilen noktalar şunlardır;

  1. Ellis’in sıcaklık,kişisel ilgi ve koruma gibi unsurları etkili terapi için temel unsurlar olarak görmemesi.
  2. Terapiste/danışmana terapide fazlaca aktif ve yönlendirici rol verilmesi danışanın terapisti otorite figürü olarak görme eğilimleri yönünden.
  3. Ellis’in danışanlarına karşı fazlaca yüzleştirici olması ve yeterince sıcak,koruyucu olmaması.
  4. ‘Meli-malı’ların her zaman olumsuz duygulara yol açmayacağı.
  5. Akılcı olmayan inançların dayandığı bağımlılık,sevgi ihtiyacı ve diğer insanlardan destek alma gibi temaların,danışanların içinde yaşadıkları kültüre göre anlamının değişebileceği.
  6. Ellis’in danışanlarının gelişimsel özgeçmişleri üzerinde durmaması.
  7. Kuramın yapısal mı yoksa gerçekçi bir temele mi dayandığı.
  8. Ellis’in danışanla duygusal yönden çok bilişsel düzeyde empati kurması.
  9. Uygun olan ve olmayan duygu ayrımının danışanlar tarafından kolay anlaşılamaması.
  10. Akılcılık kavramının kesin bir ölçütünün olmaması,bir kişi veya gruba akılcı gelen bir durumun,diğer kişi veya gruplarca akılcı bulunmayabileceği yorumu,ilgili kuramın tartışmalı bir yönünü oluşturmaktadır. Ellis,akılcılık kavramını her zaman etkili ve kişinin kendisine yardım eden (self-helping) biliş anlamında kullandığını belirtmektedir ( Akt. Türküm,1999).
  11. ADDT’ye yöneltilen eleştirilerden biride maneviyatı yüksek olan kişilere bu yaklaşımın çok uygun olamayacağıdır. Ancak Ellis (1988),ADDT’den yarar sağlamış kişilerin çoğunluğunun dindar kişiler olduklarını belirtmiştir. ADDT kişiler dindar olsun veya olmasın savunduğu nokta, kişiler duygusal ve davranışsal yaşamlarının sorumluluğunu alabilirler (Akt.Bishop,1994).

            Ellis yukarıda geçen eleştiri konuları üzerine çok sayıda açıklamalarda ve yayınlarda bulunmuştur ve kuramının bu konuda  anlaşılamamasından yakınmaktadır (Shaughnessy & Mahan,2002).

ADDT’nin Gelecekteki Yeri

            Ellis (2000)’e göre ADDT ölümünden 50 yıl sonra bile hala gündemde olacak ve etkinliğini sürdürecektir. Ancak bu konuda yapılan görüş alımlarında bir sonuca varılamamış ama Ellis’in iyimser bir bakış açısıyla konuya yaklaştığı düşünülmüştür (Weinrach,1995).

ADDT Üzerine Yapılan YabancıYayınlar (EK-2):

Bu bölümde, ADDT ile ilgilenen araştırmacılara kaynak olması amacıyla,2001 yılına kadar ADDT alanında yapılmış yabancı yayınlara yer verilmiştir.

DiGiuseppe, R. A., Miller, N. J., & Trexler, L. D. (1977). A review of rational-emotive psychotherapy outcome studies. The Counseling Psychologist, 7, 64-72.

Engels, G. I., Garnefski, N. & Diekstra, R. F. W. (1993). Efficacy of rational-emotive therapy: A quantitative analysis. Journal of Consulting and Clinical Psychology, 61, 1083-1090.

Gossette, R. L. & O’Brien, R. M. (1992). The efficacy of rational emotive therapy in adults: Clinical fact of psychometric artifact? Journal of Behavior Therapy & Experimental Psychiatry, 23, 9-24.

Haaga, D. A. & Davison, G. C. (1989). Outcome studies of rational-emotive therapy. In Bernard, M. E. & DiGiuseppe, R. (Eds.), Inside rational-emotive therapy. A critical appraisal of the theory and therapy of Albert Ellis (pp.155-197). San Diego, CA: Academic Press, Inc.

Hajzler, D. J. & Bernard, M. E. (1990). A review of rational-emotive education outcome studies. School Psychology Quarterly, 6, 27-49.

Jorm, A. F. (1989). Modifiability of trait anxiety and neuroticism: A meta-analysis of the literature. Australian and New Zealand Journal of Psychiatry, 23, 21-29.

Lyons, L. C. & Woods, P. J. (1991). The efficacy of rational-emotive therapy: A quantitative review of the outcome research. Clinical Psychology Review, 11, 357-369.

McGovern, T. E. & Silverman, M. S. (1984). A review of outcome studies of rational-emotive therapy from 1977 to 1982. Journal of Rational Emotive Therapy, 2(1), 7-18.

Oei, T. P. S., Hansen, J., & Miller, S. (1993). The empirical status of irrational beliefs in rational emotive therapy. Australian Psychologist, 28, 195-200.

Polder, S. K. (1986). A meta-analysis of cognitive behavior therapy. Dissertation Abstracts International, B4, 1736.

Silverman, M. S., McCarthy, M., & McGovern, T. (1992). A review of outcome studies of rational-emotive therapy from 1982-1989. Journal of Rational-Emotive & Cognitive-Behavior Therapy, 10, 111-175.

Zettle, R. & Hayes, S. (1980). Conceptual and empirical status of rational emotive therapy. Progress in Behavior Modification, 9, 125-166.

DiGiuseppe, R.A., Terjesen, M.D., Goodman, R., Rose, R.D., Doyle, K.A. Vidalakis, N. ( ). Selective Abstraction Errors in Reviewing REBT Outcome Studies: A Review of Reviews.

Haaga, D.A.F., Dryden, W. Dancey, C.P. (1991). Measurement of Rational-Emotive Therapy in Outcome Studies. Journal of Rational-Emotive & Cognitive -Behavioral Therapy. 9(2), 73-93.

Studies not included in any of the REBT reviews, but subsequently uncovered by the present authors:

Arnkoff, D. B. (1980). Self-statement therapy and belief therapy in the treatment of test anxiety. Dissertation Abstracts International, 40, 4469.

Boutin, G. E. (1978). Treatment of test anxiety by rational stage directed hypnotherapy: A case study. American Journal of Clinical Hypnosis, 21, 52-57.

Boutin, G. E. (1989). Treatment of test anxiety by rational stage directed hypnotherapy: A case study. Australian Journal of Clinical Hypnotherapy and Hypnosis, 10, 65-72.

Bruner, G. G. (1979). The effect of rational-emotive/Adlerian study groups on the locus of control, rationality of beliefs and behavior or participating mothers and their target children. Dissertation Abstracts International, A40, 2476.

Clement, P. W. (1986). Behavioral approaches to anger management training. Journal of Psychology and Christianity, 5, 41-49.

Clum, G.A. & Walkins, P.L. (1993). A comparison of guded imaginal coping and imaginal exposure in the treatment of panic disorder. Journal of Rational Emotive and Cognitive Behavior Therapy, 11(4), 179-193.

Cooley, E. J., Spiegler, M. (1980). Cognitive versus emotional coping responses as alternatives to test anxiety. Cognitive Therapy and Research, 4, 159-166.

Cramer, D., & Fong, J. (1991). Effects of rational and irrational beliefs on intensity and “inappropriateness” of feelings: A test of rational-emotive theory. Cognitive Therapy & Research, 15, 319-329.

Davis, R. C. (1991). A crisis intervention program for crime victims. Response to the Victimization of Women and Children, 14, 7-11.

Decker, T. W., Williams, J. M., & Hall, D. (1982). Preventive training in management of stress for reduction of physiological symptoms through increased cognitive and behavioral controls. Psychological Reports, 50(3), 1327-1334.

Deffenbacher, J. L., & Hahnloser, R. M. (1981) Cognitive and relaxation coping skills in stress innoculation. Cognitive Therapy & Research, 5, 211-215.

Denny, D. Sullivan, B., & Thury, M. (1977). Participant modeling and self-verbalization training in the reduction of spider fears. Journal of Behavior Therapy and Experimental Psychiatry, 8, 247-253.

Dryden, W., Dancey, C., & Goldsmith, P. (1990). The status of expectancy-arousal theory: Comparative credibility of sytematic desensitization and rational-emotive therapy in the treatment of anxiety about study. Psychological Reports, 66, 803-809.

D’Zurilla, T. J., Wilson, G. T., & Nelson, R. (1973). A preliminary study of the effectiveness of graded prolonged exposure in the treatment of irrational fear. Behavior Therapy, 4, 672-685.

Edleson, J. L., Miller, D. M., Stone, G. W., & chapman, D. G. (1985). Group treatment for men who batter. Social Work Research and Abstracts, 21, 18-21.

Elder, J. P. (1979). A comparison of response acquisitions and cognitive restructuring in the enhancement of social competence of college freshmen. Dissertation Abstracts International, 39, 5546.

El-Din, M. K. (1982). Impact of leisure counseling of parents of mentally retarded children on the leisure functioning of those children: A study using rational-emotive imagery. Dissertation Abstracts International, B43, 2864.

Fremouw, W. J., & Zitter, R. E. (1978). A comparison of skills training and cognitive restructuring-relaxation for the treatment of speech anxiety. Behavior Therapy, 9, 248-259.

Freundlich, A. (1978). Modeling and behavior rehearsal versus cognitive self-statement modification approaches in assertion training. Dissertation Abstracts International, 39, 975.

Friedberg, F. (1987). Coping skills treatment of situational vomiting: A case study. Journal of Cognitive Psychotherapy, 1, 183-188.

Fuller, J. (1982). Rational stage-directed hypnotherapy in the treatment of self-concept and depression in a geriatric nursing home population: A cognitive experiential approach. Dissertation Abstracts International, 43, 247.

Giles, T. R. (1982). Cognitive restructuring and exposure with a compulsive washer: A test of reciprocal inhibition. Journal of Behavior Therapy and Experimental Psychiatry, 13, 221-224.

Gillan, P., & Rachman, S. (1974). An experimental investigation of desensitization in a phobic patient. British Journal of Psychiatry, 124, 392-401.

Gioe, U. (1975). Cognitive modification and positive group experience as a treatment of depression. Dissertation Abstracts International, 36, 3039.

Glogower, F. D., Fremouw, W. J., & McCrosky, J. C. (1978). A component analysis of cognitive restructuring. Cognitive Therapy and Research, 2, 209-223.

Goldfried, M. R., Decenteceo, E. T., & Weinberg, L. (1974). Systematic rational restructuring as a self-control technique. Behavior Therapy, 5, 247-254.

Roberts, T.J. (1976). A Rational-Emotive Approach to Assessing and Treating Students enrolled in an Undergraduate Social Work Program. Dissertation.

Gwynne, P. H., Tosi, D. J., & Howard, L. (1978). Treatment of nonassertion through rational stage directed hypnotherapy (RSDH) and behavioral rehearsal. American Journal of Clinical Hypnosis, 20, 263-271.

Hahnloser, R. M. (1974). A comparison of cognitive restructuring and progressive relaxation in test anxiety reduction. Dissertation Abstracts International, 35, 1444.

Hamberger, K., & Lohr, J. M. (1980). Rational restructuring for anger control: A quasi-experimental case study. Cognitive Therapy and Research, 4, 99-102.

Harvill, R. (1984). Bulimia: Treatment with systematic rational restructuring, response prevention, and cognitive modeling. Journal of Counseling and Development, 63, 250-251.

Heimberg, R. G., Becker, R. E., Goldfinger, K., & Vermilyea, J. A. (1985). Treatment of social phobia by exposure, cognitive restructuring and homework assignments. Journal of Nervous and Mental Disease, 173, 236-245.

Howard, L., Reardon, J. P., & Tosi, D. J. (1982). Modifying migraine headache through rational stage directed hypnotherapy: A cognitive-experiential perspective. International Journal of Clinical and Experimental Hypnosis, 30, 257-269.

Hurd, S. E. (1977). Behavioral instruction vs. Cognitive restructuring in an individualized assertion training program. Dissertation Abstracts International, 38, 1405.

Jaremko, M. E. (1982). Cognitive restructuring-assistance in the clinical extinction of fear and avoidance. Scandinavian Journal of Behaviour Therapy, 11, 175-182.

Jerremalm, A., Jansson, L, & Öst, L. G. (1986). Cognitive and physiological reactivity and the effects of different behavioral methods in the treatment of social phobia. Behavior Research & Therapy, 24, 171-180.

Johnson, N. B. (1994). Rational-emotive therapy in the management of migraine headache. Journal of the American Academy of Nurse Practitioners, 6, 201-206.

Kennedy, L. R., & Heimberg, R. G. (1986). Treatment credibility and client outcome expectancy: An evaluation of 5 treatment rationales. Paper presented at Annual Meeting of AABT, Chicago, Illinois.

Ladouceur, R., & Saint-Laurent, L. (1986). Stuttering: A multidimensional treatment and evaluation package. Journal of Fluency Disorders, 11, 93-103.

Ladouceur, R., Sylvain, C., Duval, C., Gaboury, A., et al. (1989). Correction of irrational verbalizations among video poker players. International Journal of Psychology, 24, 43-56.

Leaf, R., Ellis, A., Mass, R., DiGiuseppe, R., & Alington, D. (1991). Countering perfectionism in clinical research II: Retrospective analysis of a treatment program. Journal of Rational-Emotive And Cognitive-Behavior Therapy, 8(4), 203-220.

Leaf, R. C., Kraus, D. H., Dantzig, S. A., & Alington, D. E. (1992). Educational equivalents of psychotherapy: Positive and negative mental health benefits after group therapy exercises by college students. Journal of Rational-Emotive and Cognitive-Behavioral Therapy, 10, 189-206.

Lefebvre, R. C. (1979). Skills acquisition and cognitive restructuring operations in training assertive behaviors. Master Abstracts International, 17, 283.

Lowe, R. M. (1978). The effect of modeled cognitive restructuring on the frequency of breast self-examination in women. Dissertation Abstracts International, 38, 6539.

Machum, J. B. (1976). A comparison of the effectiveness of assertion training alone and in combination with cognitive self-instruction training with chronic hospitalized patients. Dissertation Abstracts International, 37, 466.

Marcotte, D. & Baron P. (1993). The efficacy of a school based rational emotive intervention strategy with depressed adolescents. Canadian Journal of Counselling, 27(2), 77-92.

Marzella, J. N. (1975). The effects of rational stage-directed therapy upon the reduction of selected variables of psychological stress: A comparative study. Dissertation Abstracts International, 36, 5050.

Master, S. M., & Miller, S. M. (1991). A test of RET theory using an RET theory-based mood induction procedure: The rationality of thinking rationally. Cognitive Therapy and Research, 15, 491-502.

Mattick, R. P., & Peters, L. (1988). Treatment of severe social phobia: Effects of guided exposure with and without cognitive restructuring. Journal of Consulting and Clinical Psychology, 56, 251-260.

Mattick, R. P., Peters, L., & Clarke, J. C. (1989). Exposure and cognitive restructuring for social phobia: A controlled study. Behavior Therapy, 20, 3-23.

McCann, B. S., Woolfolk, R. L., & Lehrer, P. M. (1987). Specificity in response to treatment: A study of interpersonal anxiety. Behaviour Research and Therapy, 25, 129-136.

Mersch, P. P. (1995). The treatment of social phobia: The differential effectiveness of exposure in vivo and an integration of exposure in vivo, rational-emotive therapy and social skills training. Behavior Research and Therapy, 33, 259-269.

Mersch, P. P., Emmelkamp, P.M., Bogels, S.M. Van der Sleen, J. (1989). Social phobia: Individual response patterns and the effects of behavioral and cognitive interventions. Behaviour Research and Therapy, 27(4), 421-434.

Mersch, P. P., Emmelkamp, P.M. & Lipps, C. (1991). Social phobia: Individual response patterns and the long term effects of behavioral and cognitive interventiosn: A follow up study. Behavior Research and Therapy, 29(4), 357-362.

Mersch, P. P., Hildebrand, M., Lavy, E. H., Wessel, I., & van de Hout, W. J. (1992). Somatic symptoms in social phobia: A treatment method based on rational-emotive therapy and paradoxical interventions. Journal of Behavior Therapy and Experimental Psychiatry, 23, 199-211.

Mersch, P. P. , Jansen, M. & Arntz, A. (1995). Social phobia and personality disorder: Severity of complaint and treatment effectiveness. Journal of Personality Disorders, 9(2), 143-159.

Moller, A. T., Kotze, H. F., & Sieberhagen, K. J. (1993). Comparison of the effects of auditory subliminal stimulation and rational-emotive therapy, separately and combined, on self-concept. Psychological Reports, 72, 131-145.

Montgomery, A. G. (1971). Comparison of the effectiveness of systematic desensitization, rational-emotive therapy, implosive therapy, and no therapy, in reducing test anxiety in college students. Dissertation Abstracts International, 32, 1861.

Nedate, Y., & Tagami, F. (1994). Effects of instruction through writing on subjective well-being modification: When adopting a cognitive restructuring approach. Japanese Journal of Counseling Science, 27, 21-26.

Novince, L. C. (1977). The contribution of cognitive restructuring to the effectiveness of behavior rehearsal in modifying social inhibition in females. Dissertation Abstracts International, 38, 2837.

O’Brien, G. T. (1979). A component analysis of the semantic content of self-statements in the cognitive-behavioral treatment of frequent tension in college students. Dissertation Abstracts International, 39, 6135.

Odom, J. V., Nelson, R. O., & Wein, K. S. (1978). The differential effectiveness of five treatment procedures on three-response systems in a snake phobia analog study. Behavior Therapy, 9, 936-942.

Reardon, J. P., & Tosi, D. J. (1977). The effects of rational stage directed imagery on self-concept and reduction of psychological stress in adolescent delinquent females. Journal of Clinical Psychology, 33(4), 1084-1092.

Sapp M. (1994). Cognitive behavioral counseling: Applications for African American middle school students who are academically at risk. Journal of Instructional Psychology, 21(2), 161-171.

Sapp M. & Farrell, W. (1994). Cognitive behavioral interventions: Applications for academically at risk special education students. Preventing School Failure, 38(2), 19-24.

Sapp, M., Farrell, W. & Durand, H. (1995).Cognitive beheavior therapy: Applications for African American middle school at risk students. Journal of Instructional Psychology, 22(2), 169-177.

Sasaki, K., Nedate, K., Ogawa, R., & Ishikawa, R. (1990). The research trends in cognitive behavior modification with respect to speech anxiety and test anxiety, and its future possibilities. Japanese Journal of Behavior Therapy, 16, 45-65.

Shahar, A., & Jaffe, Y. (1978). Behavior and cognitive therapy in the treatment of vaginismus: A case study. Cognitive-Therapy-and-Research, 2, 57-60.

Stravynski, A. (1983). Behavioral treatment of psychogenic vomiting in the context of social phobia. Journal of Nervous and Mental Disease, 171, 448-451.

Sud, A. (1993). Efficacy of two short term cognitive therapies for test anxiety. Journal of Personality and Clinical Studies, 9, 39-46.

Sud, A., & Sharma, S. (1990). Two short-term, cognitive interventions for the reduction of test anxiety. Anxiety Research, 3, 131-147.

Terrill, M. J. (1978). The effects of assertion training and cognitive restructuring on the assertive behavior and situational discomfort of college women. Dissertation Abstracts International, 39, 2530.

Tosi, D. J., & Henderson, G. W. (1983). Rational stage-directed therapy: A cognitive experiential system using hypnosis, imagery, cognitive restructuring, and developmental staging. Journal of Rational Emotive Therapy, 1, 15-19.

Tosi, D. J., Howard, L., & Gwynne, P. (1982). The treatment of anxiety neurosis through rational stage-directed hypnotherapy. Psychotherapy: Theory, Research and Practice, 19, 95-101.

Tosi, D. J., & Marzella, J. N. (1975). Rational stage-directed therapy. Paper presented at the First Conference of Rational Psychotherapy, Chicago, Illinois.

Vance, W. R., & Watson, T. S. (1994). Comparing anxiety management training and systematic rational restructuring for reducing mathematics anxiety in college students. Journal-of-College-Student-Development, 35, 261-266.

Weissberg, M. (1977). A comparison of direct and vicarious treatments of speech anxiety: Desensitization, desensitization with coping imagery, and cognitive modification. Behavior Therapy, 8. 606-620.

Weissberg, M., & Lamb, D. (1977). Comparative efficacy of cognitive modification, systematic desensitization, and speech preparation in the reduction of speech and general anxiety. Communications Monographs, 44, 27-36.

Wessel, I. & Mersch, P. P. (1994). A cognitive behavioral group treatments for test anxious adolescents. Anxiety, Stress and Coping: An International Journal, 7(2), 149-160.

Weld, S. E. (1992). Stress management outcome: Prediction of differential outcome by personality characteristics. Dissertation Abstracts International, B54, 513.

Woodward, R., & Jones, R. B. (1980). Cognitive restructuring treatment: A controlled trial with anxious patients. Behavior Research & Therapy, 18, 401-407.

Yorde, B. S. (1977). A comparison of the effects of using cognitive restructuring, relaxation techniques, and frontalis electromyograph biofeedback training to induce low arousal response to stress. Dissertation Abstracts International, 38, 2571.

EK-1

REBT KENDİNE YARDIM FORMU

A(BAŞLATICI OLAY):∙Kısaca sizi rahatsız eden olayı özetleyiniz.

∙A içsel veya dışsal olay,gerçek veya hayali olabilir.

∙A geçmişte,şimdi ve gelecekte bir olay olabilir.

B(İRRASYONEL İNANÇLAR): İrrasyonel inançlarınızı belirlemek için aşağıdakileri araştırın.

∙Doğmatik Talepleri(-meli.-malılar,genellemeler,yapılmalılar)

∙Kötümserlik(Bu korkunç,imkansız)

∙Düşük Tolerans(dayanamam)

∙Genellemeler(Bu,şu kötüdür,değersizdir)

D(TARTIŞMA):∙Bu inançların bana ne yararı var?

∙İrrasyonel düşüncelerimi destekleyen bir delil var mı? Gerçekle uyumlumu?

∙İnançlarım mantıklı mı? Benim tercihim mi?

∙Gerçekten çok mu korkunç olur?

∙Bununla baş edebilir miyim?

C(SONUÇLAR):∙Temel,sağlıksız,negatif,duygular(depresyon,anksiete,suçluluk,utanma, kıskançlık  vb)

∙Temel kendimizi savunduğumuz davranışlar:

Rİ(RASYONEL İNANÇLAR):Aşağıdaki konuları mantıklıca değerlendirin

∙İstekleriniz

∙Kötü olayları değerlendirme

∙Hayal kırıklığına yüksek dayanma gücü(Onu sevmiyorum ama baş edebilirim)

∙Ben ve diğerler insanlar hata yapabiliriz.

E(YENİ ETKİ): ∙Yeni sağlıklı olumsuz duygular(hayal kırıklığı,kızgınlık,pişmanlık  vb):

∙Yeni yapıcı davranışlar:

KAYNAKLAR

Bassett,Rodney,L. (2003). Book Reviews. Journal of Psychology and Christianity. Vol.22,        No.2,160-187.

Bishop, F. M.(1994).Ratıonal Emotıve Behavıoral Therapy: A Non-A.A. Optıon. Behavioral Health Management, 10756701,Vol. 14, Issue 1.

Brems,Christiane (2001). Basic Skills in Psychotherapy and Counseling. 2. Edition. USA: Brooks/Cole

Corey,Gerald ( 2000). Theory and Practice of Group Counseling. 5.Edition. USA: Brooks/Cole

Corsini,R.J. (1984). Current Psychotherapies. 3. Edition. USA: F.E. Peacock Publishers.

Çörüş,Gül (2001). Son ergenlikte Öz-Değeri Etkileyen Ailesel Değişkenler:Bilişsel Kuram Açısından Bir Değerlendirme(Yayınlanmamış Doktora Tezi). İstanbul Üniversitesi,Sosyal Bilimler Enstitüsü,Psikoloji Anabilim Dalı.

Derald,Wing& Sue D.S.(1999). Counseling the Culturally different Theory and Practice. 3. Edition. John Willey & Sons,Inc.

Ellis,Albert (1995). Rational Emotive Behavior Therapy. Current Psychotherapies ,5.Edition. Itasca,IL: Peacock.

Ellis,Albert (2000). A Continuation of the Dialogue on Issues in Counseling in the Postmodern Era. Journal of Mental Health Counseling.Volume:22,Number:2,P:97-106. Ebscohost (AN 3312966)

Epstein,Robert (2001). Interview with Albert Ellis on the prince of reason. Findarticles.com/cf_0/m1175/74924629/p8/article.jhtml

 Gateley, Gardner (1999). Rational-Behavior Therapy as Correcting Demamaps. ETC: A Review of General Semantics, Vol. 56 Issue 3, p274, 6p; Ebscohost (AN 2502802).

Hamamcı,Z. (2002). Bilişsel Davranışçı Yaklaşımla Bütünleştirilmiş Psikodrama Uygulamasının Kişilerarası İlişkilerle İlgili Bilişsel Çarpıtmalar ve Temel İnançlar Üzerine Etkisi. (Yayınlanmamış Doktora Lisans Tezi). Ankara Üniversitesi,Sosyal Bilimleri Enstitüsü,Eğitimde Psikolojik Hizmetler Ana Bilim Dalı,PDR Bilim Dalı.

Hill, Larry K.(1996),Rational Emotive Behavior Therapy: Humanısm In Actıon , Journal of Humanistic Education & Development, Vol. 35, Issue 2. Ebscohost (08900493).

Howatt,William A.(2000). The Human Services Counseling Toolbox. Theory, Development, Technique and Resources. 2. Edition. Canada: Brooks/Cole.

McCarron, Gerard(1999). The Practice of Rational Emotive Behaviour Therapy. European Journal of Psychotherapy, Counselling & Health, Vol. 2 Issue 3, p395, 4p;Ebscohost (AN 6401427)

 McGinn,Lata K.(1997). Interview: Albert Ellis on Rational Emotive Behavior Therapy. American Journal of Psychotherapy,Vol.51,No.3.p309, 8p;Ebscohost (AN 1046626)

Nelson-Jones,Richard (2000). Practical Counseling & Helping Skills. 4.Edition. London:Continuum.

Nelson-Jones,Richard (2000). Six Key Approaches to Counselling and Therapy. 1.Edition,181-228. London:Continuum.

Nystul,Michael S. (1999). Introduction to Counselling An Art on Science Perspective. 2.Edition. USA: Allyn and Bacon.

Palmer, S. (1995). Occupational stress and the law. Journal of The Institute of Health Education, 33, 2, 55-56.

Parrott,Les (1997). Counseling and Psychotherapy.Chapter 13:Rational Emotive and Other Cognitive Theories.1.Edition. USA: McGraw-Hill.

Sharf,Richard S.(2000). Theories of Psychotherapy & Counseling. Concepts and Cases,Second Edition. USA: Books/Cole

Shaughnessy,Michael F. & Mahan Virginia.(2002)  An Intervıew Wıth Albert Ellıs About Ratıonal Emotıve Behavıor Therapy. North American Journal of Psychology, Vol. 4 Issue 3, p355, 12p;Ebscohost (AN 11060377)

Tanrıkulu,Taşkın (2002).Yetiştirme Yurtlarında ve Aile Ortamında Yaşayan Ergenlerin Bilişsel Yapıları (Olumsuz Otomatik Düşünceler) ve Problem Çözme Becerileri Açısından İncelenmesi (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Marmara Üniversitesi,Eğitim Bilimleri Enstitüsü,Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı,PDR Bilim Dalı.

Türküm,Sibel (1999). Bilişsel-Davranışçı Yaklaşıma Dayalı Grupla Psikolojik Danışmanın Bilişsel Çarpıtmalar ve İletişim Becerileri Üzerindeki Etkisi. Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yayınları;No.56.

Weinrach Stephen G.(1995), Ratıonal Emotıve Behavıor Therapy After Ellıs: Predıctıons For The Future.Journal of Mental Health Counseling, Vol. 17, Issue 4. Ebscohost(10402861)

Vernon,A.(1996).Counseling children and adolescents: Rational emotive behavior therapy and humanism. Journal of Humanistic Education & Development;Vol. 35 Issue 2, p120, 8p.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :