- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Ailenin Çocuğunun Okuldaki Eğitime Katılma Sorunları

Ailenin Çocuğunun Okuldaki Eğitime Katılma Sorunları sitemize 19 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Oysa gemliğimiz son iki kuşakta Formal ve informal eğitimin ortaya çıkmasıyla eğitini aile ve okul arasında bir sınır olmuştur. Toplum olarak bir çocuğa kaşık tutmayı öğretmekle kalem tutmak arasında farklılık olduğuna inanılmış ve bu yüzden aite ve okul olmak ü/^ere iki aytı dünya oluşturulmuştur, dolayısıyla bu farklı dünyaları temsil eden batla zaman zaman birbirlerine muhalif düşünen iki farklı grup oluşmuştur. Bu nedenle yaşantısı bu ıkı farklı dünyalara sabah ;ikşam gidip gelmek üzerine kurulmuş bir çocuk, her gün bu iki dünyayı da yaşamak zorundadır.

Araştırmacılar, ABD resmî okullarındaki şartlara ve onların çocukları eğitemey işi erine dikkatleri çekmektedirler. Bu konuda öğretmenler aileleri, aileler de öğretmenleri suçlamaktadır. Öğretmenler, birçok sosyal problemin onların öğretimini olumsuz etkilediğini belirtirken, bu sosyal problemleri, çocukların okula beslenmeden aç geldiklerim, fiziksel olarak hasla geldiklerini, en lemel ihtiyaçları olan gü\enin sağlanamadığım, bazı öğrencilerin alkol ve uyuşturucu alarak hattâ silâhla okula geldiğini belirterek dile getirmişlerdir ki bunlar sadece birkaçıdır. Öte yandan aileler, en önemh akademik beceri ve değerleri öğretemedi ki eri için öğretmenleri suçlamakta, ve okulları öğrencilerin kolaylıkla alkol, uyuşturucu gibi kötü alışkanlıkları edinebilecekleri yerler olarak görmektedirler. Bu yüzden ailelere güre okul. öğrencinin kendini kötü alışkanlıklardan uzak tutabileceği bir yerden ziyade her an bu tür faktörlere manız kalabilecekleri yerlerdir. Son zamanlarda yapılan araştırmalar, liseden mezun olması gereken son sınıf öğrencilerinin ancak %70’İnin mezun olabildiğini, hatta bunun azınlık okulları için daha düşük oranda olduğu vurgulamaktadır. Sekizinci sınıftan mezun olup da gördüğünü okuyamayan öğrencilerin olduğu açıklanmıştır. Tabiî bu başarısızlığın sebebi bir noktada toplanamaz. Birçok sebebin birarada olduğu tartışılmaz. Fakat sorunun çözümü için ailelerin ve öğretmenlerin birlikte çalışması gerekmektedir. Ayrı ayrı çalışmakla bir yere varılamayacağı açıktır. Bu iş birliğinin oluşturulması ve devam ettirilmesi sorumluluğu öğretmenlere düşmektedir. Sınıf, çocuğun kabul edilen resmi eğitim yeri fakat aile de çocuğun yetiştirildiği, destek gördüğü, sosyallestiği bir ortam olarak görülmelidir. Çünkü eğitime ailenin katılmasının, çocuğun başarısını artırdığı birçok araştırma tarafından ortaya konulmuştur (Rosenlhal ve Sawyers. 1996). Ülkemizde de bu derece şiddetli olmasa da yukarıda belirtilen sorunlara benzer sıkıntılar yaşanmaktadır.

ile Katılımının Öntmi öğrenci balansında öğretmen, öğretim ortamı, öğretim araç-gereçlerî, öğretim > üntemleri gibi faktörlerin yanı sıra aile katılımı da büyük önem ılımaktadır,

Amerika Eğitim Bakanlığının Ar-Ge birimi tarafından 1998 yılında yayımlanan Family Involvement in Chiklrens Educalion adlı yayında, öğrenci başarılarında aile katılımının çok önemli olduğu, sadece aile katılımının tek başına etkili olmayabileceği ancak ailenin katılımı ile harekete geçen diğer eğitim dinamiklerinin toplam etkisinin öğrenci başarısını artırdığı üzerinde önemle durulmuştur (Funkhouser, Gonzales ve Moles. 1998).

Aynı kaynakta, bu alanda yapılmış çok sayıda araştırına, öğrencinin başarısını artırmada ve okulların yeniden yapılanmasında aile katılımına ilişkin program ve reformlar konu alınmış: özellikle düşük gelirli ve dezavantajlı öğrencilere hizmet veren kamu okullarım ve diğer okulları yeniden yapılandıran, öğrencinin akademik performansını artıran bir strateji olarak aile katılımı üzermde yeni geliştirilmiş 1S program analiz edilmiştir. Bunların yanı sıra ana sınıfından, lise düzeyine kadar çeşitli öğrenci grupları için yenilikçi aile katılımı ve başarılı bir aile katlımı programları hakkında ayrıntılı bilgiler verilmektedir. Bu tür çalışmalar konun nedenli önemli olduğunun birer göstergesidir. Bu çalışmalara paralel olarak Uluğ (1990). “Okul Aile işbirliğinde Sorunlar ve Öneriler” adlı araştırmasının sonuçları arasında. Okulla işbirliğinin temci amacının, öğrencinin başarısının arttırılması olduğunu belirtmiştir.

Aile ve okulun ortak çalışması durumunda çocuğun yararlandığı bir iş birliğinin oluştuğunu savunun Runıs (1993) ana baba katılımının tüm yaş ve tipte öğrencilerin okul başarısının anahtarlanndan biri olduğunu gösteren birçok araştırmaya dayanarak, etkili ana baba kaulımının öğrencinin başarısını, okula devamını, motivasyonunu, benlik saygısını artırdığını ve okula yönelik olumlu tutum geliştirmesini sağladığının belirtmişlerdir.

Tüm bu araştırmalara paralel olarak Özyürek (1983) öğretmen, öğrenci ve ana-babayı eğilim sisteminin en önemli üç temel öğesi olarak görmekte ve başarılı bir eğitim İçin bu üç lemel öğenin uyumlu ve iş birliği içinde olması gerektiğine inanmaktadır. Bu nedenle öğretmen, öğrenci ve veli arasındaki ilişkilerin olumlu ya da olumsuz olmasının öğrenci başarısını da olumlu ya da olumsuz etkileyebileceği düşüncesiyle velinin eğitim sisteminin dışında tutulmaması gerektiğini savunmaktadır.Birçok okul, ailelerin kendi çotukları ile ilgili konulara katılımlarının saglanm* yabancıdır, şöyle ki; birçok okul personeli, veli katılımının kendi sorumlulukları olmadıj düşünmektedir. Oysa okulun ilgilendiği ve ailenin katılımına şiddetle ihtiyaç duyulan önemli konulardan birisi herkesin çok yakından bildiği ev ödevleridir Öğretmen öğrenciye ödevi verirken ailenin bu ödevleri teşvik edeceğini ve çocuğa bu ödevj yapabileceği sağlayacağını varsay maktadır Fakat bu şekilde bir varsayım okulların en ciddî hatal biridir, çünkü birçok aile, diğer okul yaşantılarında olduğu gibi ev ödevleri konusunda i öğrencilere  yardım  etmede  etkisiz kalmaktadır.  İyi  eğitimli  aileler bile  bu  sıkını yaşayabilmektedir (Coleman, 1991).Eğer geleneksel hâle gelmiş bazı alışkanlıklarımız, artık bize fayda sağlamıyı fayda kazanılacak yönde değişiklikler yapılması gerekir. Aynı şekilde bugüne kadar okulh yapılan faaliyetlere hatta kendi çocuğunun eğitimi için olsa bile okula gelen ailelerin sayışa çok düşük olduğu bilinmektedir. Bu nedenle okulların bu konuda anlayışlarını değiştirmem yeniden yapılanmaları gerekmektedir. Fakat bunu gerçekledi lirken aşağıdaki noktalara etmeleri gerekmektedir (Whitaker ve Moses 1994: 175).

Okullar, aileleri, deği>imc. basılıdan itibaren karinalıdırlar.

Yeniden yapılanmanın okuldaki eğitimin kalitesi ve başarıcına etkisininii.ımI olacağını anlatmalıdırlar.

Velilerin, görümleri sadece tavsive düzeyinde kalmamalı, doğrudan kararverme sürecini: katılmaları sağlanmalıdır.

Yeniden   yapılanma   sürecinde   üstün   gayret   göileren   ailelerin   diğerailelerle    ve    demek    Üyeleriyle    görüş    alı?    verişinde    bulunmalarısağlanmalıdır- Bu amaç  için çeşitli yerlerde resmî olmayan toplantılardüzen lenebilir.Yerel basın organlarıyla 15 birliği yapıp elde edilen başarılardan ve bâlâ çözülmeyi     bekleyen  sorunlardan halkı  haberdar edip,  dikkatleri o noktalara çekilebilir. Velilerin  katılımının  sağlanması  için  öncelikle  geleneksel  anlayışın  değişi gerekmektedir. Bunun için, ailelere, öğretmenlere ve okul yöneliçilerine bu iş birliğinin m olaeağı ve gerçekleştirildiği takdirde neler sağlayacağı öneeden gösterilmelidir. Bunun -z bütün tarafların değişimin gerekliliğine inanması gerekmektedir. Değişim sürecinde vadeli amaçlar konulmalı ve okulu bu amaçlara götürecek kurallar konulup izleı gerekmektedir. Birçok kurumun geçici çözümlerle değişiyor imajı veimeyc çalıştığı ama vadede hiçbir başarıya ulaşamadığı görülmektedir. Buna ”birinci derece değişim”, fi değimimin gerekliliğine inanarak işleyişte esaslı değişmeler yapılabiliyorsa buna da ‘”iki derece değişim’ denmektedir. Örneğin her zaman aileleri toplantıya davetiye ile çağıran sBirçok okul, ailelerin kendi çocuklan ile ilgili konulara katılımlarının sağlanmasına yabancıdır, şöyle ki; birçok okul personeli, veli katılımının kendi sorumlulukları olmadığını düşünmektedir Oysa okulun ilgilendiği ve ailenin katılımına şiddetle İhtiyaç duyulan en önemli konulardan birisi herkesin çok yakından bildiği ev ödevleridir, öğretmen öğrenciye e\ ödevi verirken ailenin bu ödevleri teşvik edeceğini ve çocuğa bu ödevi yapabileceği şanları sağlayacağını varsaymaktadır. Fakat bu şekilde bir varsayım okulların en ciddî hatalarından biridir, çünkü birçok aile, diğer okul yaşantılarında olduğu gibi ev ödevleri konusunda da öğrencilere yardım etmede etkisi/ kalmaktadır, iyi eğitimli aileler bile bu sıkıntıları yaşayabilmektedir (Coleman, 1991).

Eğer geleneksel hâle gelmiş ba^ı alışkanlıklarımı?, artık bize fayda sağlamıyorsa. fayda kazanılacak yönde değişiklikler yapılması gerekir. Aynı şekilde bugüne kadar okullarda yapılan faaliyetlere hatta kendi çocuğunun eğitimi için olsa bile okula gelen ailelerin sayısının çok düşük olduğu bilinmektedir Bu nedenle okulların bu konuda anlayışlarını değiştirmeleri yeniden yapılanmaları gerekmektedir. Fakat bunu gerçekleştirirken aşağıdaki noktalara dikka”. etmelcri gerekmektedir (\VTiitakcr ve Moses 1994 ■ 175).

  1. Okullar, aileleri, değişime başından itibaren katmalıdırlar.

2    Yeniden vapılanmanın okuldaki eğilimin kalitesi ve başarısına erkisinin nasıl olacağını anlaimalıdırlar

  1. Velilerin, görüşleri sadece tdvıiyc dllzeyinde kalmamalı doğrudan karar

verme slirecıne katılmaları sağlanmalıdır.

  1. Yeniden yapılanına   sürecinde   üstün   gayrel   gösteren   ailelerin   diğer

ailelerle ve demek üyeleriyle görüş alış verişinde bulunmaları sağlanmalıdır. Bu amaç için çeşitli yerlerde resmi olmayan toplantılar düzenlenebilir.

  1. Yerel haaın organlarıyla is birliği yapıp elde edilen basanlardan ve hâlâ
    çözülmeyi bekleyen   sorunlardan   halkı   haberdar   edip,   dikkatleri   o
    noktalara çekilebilir.

Velilerin  katı limitim  sağlanması  İçin  öncelikle  geleneksel  anlayışın  değişmem: gerekmektedir. Bunun için, ailelere, öğretmenlere ve okul yöneticilerine bu İş birliğinin nav olacağı ve gerçekleştirildiği takdirde neler sağlayacağı önceden gösterilmelidir. Bunun için bütün tarafların değişimin gerekliliğine inanması gerekmektedir. Değişim sürecinde uzur vadeli amaçlar konulmalı ve okulu bu amaçlara götürecek kurallar konulup izlenmesi gerekmekledir. Birçok kurumun geçici çözümlerle değişiyor imajı vermeye çalıştığı ama uzun vadede hiçbir başan>a ulaşamadığı görülmektedir. Buna *ıbirinri derece değişim*’, faka: değişimin gerekliliğine inanarak işleyişte esaslı değişmeler yapılabiliyorsa buna da “ikin^ derece değişim*’ denmektedir. Örneğin her zaman aileleri toplantıya davetiye ile çağıran bı^ okul müdürünün daha sonra iki kere daha hatırlatıcı davetiye göndermesi ve katılımın iyi olmamasına birinci derece değişim denebilir; çünkü eskiden alışık olunan yönteme ek olarak sadece İki kez daha hatırlatıcı davetiye gönderilmiştir. Oysa hu müdür, toplantı saatini her zaman yaptıkları gibi hafta içi akşam saatine değil nafıa sonuna ayarlasa, bebeği olanların bakımı için bir çözüm önerirse, veya bir ahbap dost [fışkısi kurarak toplantıya gelen bir ailenin diğer bir aileyi getirmesini sağlarsa “ikinci derece değişim” gerçekleştirerek veli katılımını artırabilir. Bu nedenle İyi bir yönetici ailelerin neleri yapmadığından çok neleri yapabildiklerini göz önünde bulundurarak sorunlara esnek bir tavırla çözüm aramalıdır (Rosenthal ve Sauyers, 1996).

Ailelerin çocuğun eğitimine ve okula katılması belki kısa vadede gerçekleşmeyebilir: aıiıa u/un vadede, okulun çocuğun eğilimi konusundaki gücüne güç katar. Tabiî ki bunun sıkıntıları olacaktır Çünkü geniş bir yelpazeye dağılan aile kitlesinden görüş almak, yönetim ve sorumluluğu paylaşmak, danışmayı ve uzlaşmayı gerektirir. Aileleri okul İşleyişinden uzak tutmak bu işin en basit ve kolay yoludur. Rumi göremeyen okullarda eğitim personelini eğitmek ne ya/tk ki velilere düşmektedir (Coleman, 1991).

ürolnick ve Slowiaczek (1994) aile katılımım gene! olarak, ailenin sahip olduğu bütün kaynaklarını çocuğuna adaması olarak tanımlamıştır. Ancak ne tür kaynakların çotuğa adanabileceği konusuna, ailenin katılımının boyutlarını belirterek cevap aramış ve çocuğun ilgili olaylardın deneyimler kazanacağı üzerinde durarak aile katılımının üç boyutta gerçekleştiğini belirtmiştir.

L Davranışsal Boyut. Aile katılımım, okula giderek okulda yapılan etkinliklere aktif bir şekilde katılarak gerçekleştirebilir. Çocuk ailesinin bu dayanışlarından okulun önemi konusunda çıkarımlarda bulunur. Aife ona model oluşturur. Böyle bir katılım ailenin okul, çocuk ve onun eğitimi konusunda bilgilenmesini sağlayacağından, çocuğa okulla ilgili konulardaki yardımlarım artıracaktır. Öte yandan ailenin bizzat katılımını gören öğretmenlerden bunun olumlu sonuçları çıkmaya başlayacak; örneğin öğretmenin çocuğa olan ilgisi artacaktır.

  1. Duyuşsal boyut. Ailenin kişilik özellikleri, çocuğun ailesinin okula ilişkin davranışlarıyla sergilediği olumlu tmnin, çocuğun bu kaynaklardan faydalanarak okul hakkında olumlu tutumlar3. Billşsel/ZIhİiffll Boyut: Ailenin çocuğa zihinsel olarak uyarıcı ortamları hazırlama, bilişsel gelişimi için anlamlı materyaller sağlayabilmesini kapsamaktadır. Bilişsel gelişimi artırıcı uyarıcılar ve onların çeşitliliğinin artınImasmm önemini, okulla sürekli ilişki

Eğilimde aileler, okullar, toplumlar farklı oldukları için, bir ortam İçin uygun olan velilerin çocuğun eğitimine katılım stratejisi, diğer bir ortam için uygun olmayabilir. Bu nedenle böyle bir katılım için mükemmel denilebilecek bir model yoktur. Katılım modelinde yer alacak grupların, içinde bulundukları topluluğun şanlarını bilmeleri, kendi ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikteki modeli seçip, kendilerine uygulayabilmeleri açısından önemlidir. Katılımcıların, aile katılımının birçok şekilde gerçekleşebileceğini, ailelerin mutlaka bir seminerde veya okulda bulunması gerekmediğini bilmesi gerekir. Ana dü>ünce çocukların okuldaki başarılarını artırmak için ailelerin yardımının sağlanması olmalıdır. Bu. okulda, evde veya herhangi bir yerde olabilir. Velilerin kendilerine nezaket gösterildiği ve değer verildiklerini hissedebilecekleri e İkil i bir iş birliğini engelleyen zaman, okulun yapısı ve eğitim seviyesi gibi engeller kırılmaya çalışmalıdır (Funkhouser, Gomales ve Moles 1998).

Başarılı iş birliği, çocuğun okuldaki öğrenmesine ve başarısına doğrudan ve olumlu yönde etki eden. okuldaki ve evdeki festtiyot ve çabalar oV.ü\ ptrsoneü ve aUekt atasında oluşturulacak iş birliği, dayanılma ve kahlmaya bağlıdır Başarılı bir iş birliği geliştiren okullar öğrenci başarısını; öğrenci başarısını destekleyen dinamiklerle, yönetici, öğretmen ve toplum liderleriyle paylaşılan bir sorumluluk olarak görmekledirler (Funkhouser. üonz^ıles ve Moles 1998).

Aytaç (1999). “Okul Merkezli Yönetim” adlı doktora lezinde okul merkezli yönetim yaklaşımının orta öğretim kademesinde uygulanabilirliğini ortaya koymayı amaçlamıştır. Öğrenciyi merkeze alan okul merkezli yönetim anlayışının okulların verimliliğini artıracağını belirten Aytaçh ayrıca öğrenciyle ilgili en fazla söz hakkı olan velilerin okul yönetimlerine katılımlarını sağlayıcı mevcut yapılanmadan farklı bir örgütlenme ve yönetim anlayışının hayata geçirilmesi gerekliliğine değinerek okula aüe katılımının önemini ifade etmiştir. 1. AiEeler okulun gerçek ortakları olarak görürlerse*

  1. Ailelerin katilimi, kanlım programına en çok cevap veren aileden başlanarak onun aracılığıyla diğer ailelerin katılımı sağlanıp daha da yağıl aştırıl ırsa (bu aynı zamanda okula, ailelere ve öğrenciye vakit kazandırır).

Okulun ana amacına uygun eğitim programları verilirse,

Aile katılımı standart kalite ölçülerine göre ölçülürse,

Katılımda öncelik çocuğun öğrenmesine ve okuldaki diğer faaliyetler için ailelerarası iletişime verilirse gerçekleşebilir

Rasanlı bir okul-aile iş birliği, çocuğun okulda ve ailesinde öğrenme başarısına doğrudan etki cdeeek faaliyetlerde okul ve aife arasında sürekli olarak devam ettirilecek karşılıklı anlayış, deslek ve katılımı gerektirir

Ana-baba    ya    da    diğer    aile    fertlerini    çocukları m n    eğitimine    katılmalarını sağlayabilmiş okullar, bu katılıma sadece ailc-ftğretmen organizasyonlarının faaliyetleri ya da gelen raporları imzalama süreci İle sınırlı geleneksel anlayıştan çok “çocuğun eğitimiyle ilgili (lütün alanlarda is birliğinih öngören bir anlayışla yaklaşmaktadırlar. Okul-ailc iş birliğinde başarılı okullar, aileyle sadece çocuğun okulla İlgili faaliyetleri için değil, aynı zamanda okul dışı faaln elleriyle ilgili olarak da iş birliği yapmaktadırlar. Başarılı okul-aite iş birliği kuran okullar öğrenci başarısını, öğrenmesinde rol alan laraflarca (aileler, yöneticiler, toplum liderleri) paylaşılması gereken bir sorumluluk olarak gömlektedirler (Furkhouser. Gonzales ve Moles 1998).

Etkili bir iş birliği, yöresel ilgilere, ihtiyaçlara ve kaynaklara göre doğal olarak fjrkhliklar gösterebilir. Bu nedenle başarılı bir iş birliği için detaylı ilkelerden çok genel ilkeleri özetlemek mümkündür. Bunları Funkhouser, Gonzalcs ve Moles (1998); su şekilde belirtmiştir:

3 İşbirliği için her topluma, okula, öğrenciye uyan tek bîr model yoktur: Tek bir model herkese uygun olmayabilir. Bunun için. eldeki kaynaklar, bilgiler, ailenin, öğrencinin ve okul personelinin ihtiyaçları belirlendikten sonra bu iş birliği stratejileri belirlenmelidir.

Eğilim ve personeli geliştirmek gerekli bîr yatırımdır: Okul personeli ve aileler
birbirleriyle nasıl, nerede, ne /aman ve hangi konularda iş birlimi yapabilecekleri
konularında eğitimden geçirilmelidir.

iletişim etkili bir iş birliğinin temelidir. Ailenin ve okul personelinin çeşitli dil vekültürel ihtiyaçlarını, yaşam tarzlarını ve hatta çalışma zamanlarını da göz önündebulundurarak İş   birliği   ortamları   sağlanmalıdır.   Böylelikle   İletişim   problemiortadan kaldırılacağından katılım yüksek olacaktır.

Esnektik ve çeşitlilik esas alınmalıdır. Amaç öğrencinin öğrenmesini artırmak olduğundan     ailelerin     mutlaka    okula     gelmesi     gerekmemekte,     onların yardımlarından, okulda, evde veya bir başka yerde de faydalanılabilir.

  1. Yardımlaşma: Okul-aile işbirliği için. eğitim, destek ve malî yardım açılarındandış kaynaklardan (üniversiteler, kuruluşlar,    sivil    toplum örgütlerivb. yararlanılmalıdır.
  1. Değişim zaman alır: Başarılı bir okul-aile iş birliği sürekli devam eden bir gayret gerektirir. Bilindiği gibi bir problem çözülürken diğerleri doğabilir ya da bu İç birliği diğer tarafların da aktif katılımım gerektirdiği için herbirinin ürerine düşeni yapması zor olabilir. Bunun İçin bir uzlaşma sağlayacak orta yol bulunması zaman alacaktır.
  2. işbirliği projelerinde düzenli olarak çoklu göstergelerle iş birliğinin etkileri ölçülmeli: Aile, oku! Personeli, toplum katılımı ve doyumu \eya öğrenci başarısındaki değişiklikler is birliğinin başarısı için gösterge olabilir.

Rosenthal ve Savyyers (1996)’e göre ov ve okul ilişkilerini artırmak için aşağıdaki husustan göz önünde bulundurmak gerekmektedir:

Her iki grubun sahip olduğu güçleri tespit etmek Aileler iş başında yetişmiş profesyonel çocuk yetiştiriciler olarak görülmeli, neleri yapamadıklarından ziyade neleri yapabilecekleri belirlenmelidir. Okul personelinin oynayacağı roller resmî olarak zaten   belirlendiğinden   bu   yöntemle   ailenin   de   oynayacağı   roller belirlenerek çocuğun başarısı İçin bir tür görev dağılımı yapılmış olacaktır. Okul-aile dostluğu kurmak: Okul ve ev arasında bir bağlantı olan, her gün bu iki ortama ayak uydurmak zorunda olan öğrenci, kurulacak dostluk ve  iyi  niyet ortamında daha az uyum problemleri yaşayacaktır. Bunun için eğitimcilerin ve ailelerin çocuklara psikolojik olarak sağlıklı ortamlar hazırlamaları gerekmektedir.
Örneğin, eğitimciler okullarının dostane olup olmadığını, kendilerine aşağıdaki
soruları sorarak test edebilirler

  1. Aileyle yapılan okul toplantılarının çoğunluğu bir probleme mi yönelik

b- Aileler karara katılabilecek bilgi kaypağı olarak görülüyor mu?

c Veliler okula olumlu faaliyetleri tartışmak uzere mı gelivorlar?

d.Toplantılar sadece okul günlerinde mi düzenleniyor11

e.En son yapılan okut faaliyetine velilerin yüzde kaçı katıldı?
f Birçok ailenin okulun kendisi} le sıkıntısı var mı?

  1. Ailelerle Bağlanma. Ailelerle bağlanma, ailelerin, öğretmeni ve okulu tanımaları sağlanarak, öğretmenlerle çalışma )öntemleri İle okul içi çalışma ilkelerini anlamaları sağlanmalıdır. Bunun için (Rosenthal ve Sawyers 1996);

a.Okul açılmadan önce \elilerin ve öğretmenlerin tanışması sağlanabilir.

b.Öğretmen her hafla aileye çocuğun çalışmalarıyla ilgili bir mektup gönderebilir
ama bu mektubun dili ailenin anlayabileceği dü7e\de olmalıdır.

c.Bilgisayar veya telefonlar programlanabilir. Öğretmen o günkü ödevi de dahilçocuk hakkındaki bilgileri not edebilir ve aileler bu kaynaktan bilgi alabilir.

Çocuklarının eğitiminde ailelerin katılmamasını onların ilgisizliği olarak varsa\mak bu soruna çok kısa ve basit yoldan çözüm getirildiğine inanmaktan başka bir şey değildir Rğer ortada gelecek nesilleri psikolojik, sosyal ve zihinsel yönden sağlıklı bir şekilde yetiştirmek hedefi varsa, eğitimciler, ailelerin katılımını engelleyen faktörleri araştırmalıdırlar (Finden ve Lewis. 1994),

Katılımının Engelleri

Etkili bir okul-aile iş birliğine ulaşmak her zaman koJa> olmayabilir. Aile katılımına yönelik engeller birçok sebeplen kaynaklanabilir. Bunlar, öğretmenin ve diğer oka! personelinin karşılaştıkları imkânsızlıklar. \eJilerin karşılaştıkları baskılar ve onlara zorluk çıkaran faktörler İle aile ve okul personeli arasındaki dil, kültür ve sosyo ekonomik farklılıklardan kaynaklanabilir. Amerika’da ülke çapında birçok okul için, çocukların ^itımine katılan ailelerin anısında bu faktörler, büyük engeller oluşturmakladır. Buna karşın birçok ûkulda uygulanan örnekler okulların ve ailelerin bu engelleri aşmak ve karşılıklı fayda sağlamak  için  birlikte  çalışabileceklerini   göstermekte   ve  öğütlemekledir  (Funkhouser, ûonzales ve Moles, 1988)

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :