- Hoşgeldiniz

KAYITLI ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

ÖNE ÇIKAN HABERLER

Aile İçi İletişim

Aile İçi İletişim sitemize 19 Mart 2021 tarihinde eklenmiş ve 0 kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Çocuklarımızın gelişiminde en küçük sosyal grup olan ailenin rolü çok önemlidir. Aile toplumun en küçük sosyal grubu olmakla birlikte çocukların gelişiminde ve sosyalleşme sürecinde ilk belirleyici kurumdur. Okul, sosyal çevre ve ev ortamlarında, çocuklar çeşitli sosyal becerileri (selamlaşma, paylaşma, grup içinde sorumluluk alma, problem çözme, yardımlaşma, duyguları anlama, duyguları ifade etme v.b.) geliştirirler. Ayrıca, kendilerine ve çevreye karşı temel güven duygularını da kazanmaya başlarlar. Ev ortamında, anne babanın ve diğer aile fertlerinin birbirleriyle ve çevreleri ile iletişimi, çocuklarına yaklaşım biçimleri, onların bir çok tutum ve davranışları kazanmasında belirgin bir işleve sahiptir. Çocukların farklı ortamlardaki tepkileri, aile içindeki iletişimin, anne babalarının onlara karşı davranışlarının yansımasıdır. Öncelikle iletişim kavramı üzerinde durarak aile içi iletişimimizi nasıl geliştireceğimizi gözden geçirelim…

İletişim Kavramından Ne Anlıyoruz?

İletişim, karşımızdaki kişilerle çok yönlü bir mesaj alışverişidir. Bu mesajlar, duyguları, düşünceleri, olayları, yorumları, yargıları v.b. içerebilir. Bu mesajlar sözlü olabileceği gibi, sözel olmayan biçimde de karşımızdakilere iletilebilir. Mesajlarımızı karşımızdakilere iletirken mimiklerimiz, jestlerimiz, diğer bir deyişle, vücut dilimiz, iletişimimizin çok önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Bazı çalışmalar, verilmek istenen mesajın %65’inin sözel olmayan yollarla (beden dilimiz, mimiklerimiz v.b) %35’inin ise sözel biçimde iletildiğini belirtmektedir. Son zamanlarda, mesajlarımızın %90’ının sözle olmayan biçimde gittiğini de iddia eden araştırmalar vardır. Bir çalışma, “Oh” kelimesinin değişik beden dilleriyle 13 farklı anlam (mesaj) verebileceğini göstermiştir.

Ayrıca, kendi çevremizde oluşturduğumuz alan (mekan) yoluyla da iletişimde bulunuruz. Başka insanlara olan uzaklığımızı ayarlayarak, onlara uzak ya da yakın durarak, birtakım mesajlar iletiriz. Sevdiğimiz insanlara yakın durmayı tercih ederken, daha az sevdiklerimiz ile aramızda biraz daha mesafe bulunmasına dikkat eder, hiç tanımadığımız insanlara ise daha da uzak dururuz.

Karşımızdakilerle kuracağımız ilişkinin niteliği, temelde karşımızdakini olduğu gibi kabul edebilmemize ve olayları onun gözüyle, duygularıyla, hissettikleri ile görebilmemize ve hissetmemize bağlıdır. İletişim sürecinde kişilerin anlaşıldığını, değerli olduğunu hissetmesi ve kendine güveninin gelişmesi, bu sürecin etkili olduğunun göstergesidir. Başarılı bir iletişimin temel kurallarından biri de hepimizin birbirinden farklı olduğunu hep hatırlamamızdır. İkizlerin bile birbirinden farklı olduğunu görüyoruz. Etkili bir iletişim için, çocuklarımız ve çevremizdeki herkesin de kendine özgü olduğunu hep aklımızda tutmamız gerekir.

Karşımızdaki Kişi ile Etkili İletişimin Temelleri Nelerdir?

Dinleme:

Karşımızdakini etkili bir biçimde dinleyebilmek oldukça zordur. Bunun için dikkate almamız gereken noktaların üzerinde birlikte duralım.

Kendimize bir soralım….Karşımızdaki konuşmaya başladığında nasıl bir tutum içine gireriz? Birçoğumuz, karşımızdaki ilk birkaç kelimesinin söyledikten sonra, onun tüm söyleyeceklerin, anlatacaklarını dinlemeden hemen cevabımızı, ya da kendi fikrimizi, söyleyeceğimizi hazırlamaya başlarız. Nasıl iyi bir dinleyici olabiliriz?

*Öncelikle, karşımızdakine ve söylemek istediklerine bütün dikkatimizi vermeye çalışmamız gereklidir.
*Yalnızca onun söylediklerine değil, aynı zamanda nasıl söylediğini, el-yüz-vücut hareketlerini, ifadelerini, ses tonunu, kısacası, karşımızdakinin sözel olan ve olmayan mesajlarını anlamaya çalışmalıyız.
*Bunu yaparken de karşımızdaki ile göz teması içinde olmamız çok önemlidir. Göz teması olmadığı sürece etkili bir iletişimden söz edilemez. Öncelikle göz teması kuralım. Çocuklarla göz teması kurarken onların göz hizasına eğilmeyi ihmal etmeyelim.

Karşımızdakini dinlerken,

*Konuşanın temelde ne söylemek istediğini anlamaya çalışalım.
*Basit ve anlaşılır bir biçimde ne anladığımızı karşımızdakine aktaralım (Örneğin,” Yaşadıklarının seni şaşırttığını anlıyorum” , “Üzülmüşsün” vb.).
*Ne anladığımızı karşımızdakine aktardığımızda doğru olup olmadığını anlamak için onun tepkilerini gözleyelim.
*Eğer yanlış anlamışsak karşımızdakinin bizi düzeltmesine fırsat verelim.

Tepki Verme

Karşımızdaki kişinin yolladığı mesajlarla sözel ya da sözel olmayan tepkiler vermemiz mümkündür. Onu anladığımızı sözel ya da sözel olmayan biçimde belirtmek, söylediklerine ilişkin daha ayrıntılı konuşmaya teşvik etmek, tepki vermenin değişik yolları olabilir. Karşımızdakini daha ayrıntılı konuşmaya teşvik etmek için bazı örnekler aşağıdaki gibi olabilir:

“Seni dinliyorum. Bu konuda biraz daha konuşmanı isterim.”
“Bu konu hakkındaki düşüncelerini merak ediyorum.”
“Bana üzüldüğün bu olayı biraz daha anlatmak ister misin?”
“Şu an bana söylemek istediğin neler var? Duymak isterim.”

Yukarıdaki örneklerde olduğu gibi konuşmayı daha derinleştirmek için kullandığımız dil, iletişimimizin daha açık ve dinleyen için daha anlaşılır olmasına yardımcı olur. Böylece konuşan da kendini daha rahat hisseder.

Olumlu Yaklaşım ve Ben Dili

Bugün iletişimde olumlu yaklaşım temel bir rol oynamaktadır. Karşımızdaki kişinin kendini olumlu algılamasına yardımcı olmak ve benlik saygısını desteklemek de iletişimde temel hedeflerimizden biri olmalıdır. Yargılayıcı olmayan ancak vermek istediğimiz mesajları, duyguları yargılamadan ve genellemeden ifade etmemize fırsat hazırlayan bir iletişim yaklaşımı bizim aile içi iletişimimizi geliştirmeye katkıda bulunur.

Örneğin;

“Bu davranışın beni çok mutlu etti”.
“Sen böyle bağırınca ben inciniyorum”.
“Kardeşine yaptığın o davranış beni çok rahatsız ediyor.”
“Arkadaşına bağırmak yerine ona neden kızdığını söyleyebilirsin.”

Bu örneklerde görüldüğü gibi, yalnızca üzerinde konuşmak istediğimiz davranış üzerinde konuşulmuş, çocuğun ya da karşımızdaki kişinin kişiliğine bütünüyle bir genelleme yapılmamıştır. Örnek verirsek, “Sana çok kızıyorum”, “Sen hiç doğru davranmaz mısın?” vb. tepkiler suçlama ve genelleme içermekte, karşımızdakinin kendini değersiz hissetmesine neden olabilmektedir.

Ayrıca olumlu iletişim yaklaşımının en temel noktalarından biri olan olumlu dil kullanmayı da hep hatırlamalıyız. Çocuklarla iletişim kurarken, karşımızdakini etiketleyici olumsuz bir dil yerine, destekleyici bir dil kullanmak etkili iletişim kurmak açısından oldukça belirleyicidir. Örnek verirsek;

“Yemek yemeyi beceremiyor” yerine “Yemek yemekte güçlükleri var, geliştirilmeye ihtiyacı var.”

“Çok tembellik ediyor” yerine “Daha düzenli ve etkili çalışmayı öğrenmeye ihtiyacı var.”

“Arkadaşlık kuramıyor” yerine “Arkadaşları ile olan ilişkilerinde bazı güçlükler yaşıyor.”
vb. bir dil kullanmak destekleyici ve geliştirici olmamıza yardımcı olmaktadır.

Ayrıca, özellikle çocuklarımızla iletişimimizde fiziksel temasın çok önemli bir yeri vardır. Örneğin, çocuğumuzu kucaklamak, okşamak, sırtını sıvazlamak, öpmek, ona sarılmak sözel olmayan bir biçimde ona olan duygularımızı ifade etmeye yardımcı olur. Kimi zaman bu mesajlar sözel olan mesajlardan çok daha etkilidir. Çocukların gelişimlerinin değişik dönemlerinde de fiziksel temasa olan gereksinimleri devam eder. Bunu hep hatırlayalım!!!

İyi İletişim Kurabiliyor Muyum?

Kendimize Sorabileceğimiz Sorular:

• Göz kontağı kuruyor muyum?
• Kişilerin vücut duruşlarına ve yüz ifadelerine bakıyor muyum?
• Karşımdakinin ne demek istediğini bildiğim zaman bile sözünü kesmeden anlatmasına izin veriyor muyum?
• Açıklama yapması için soru soruyor muyum?
• Konuşan insandan ya da onun anlattıklarından hoşlanmasam bile onu dinliyor muyum?
• Dikkatimi dağıtacak şeyleri dışarıda bırakabiliyor muyum?
• Önemli noktaları dinliyor ve hatırlıyor muyum?
• Anlatılanları yargılamadan dinleyip tarafsızlığımı koruyabiliyor muyum?

Ailelere Öneriler

• Karşımızdaki ile iletişimimize olumsuz duygularımızdan önce olumlu duygularımızı ifade ederek başlayalım.

• Hepimizin birbirimizden farklı olduğunu, diğer bir deyişle, kendimize özgü olduğumuzu hep hatırlayalım. Buradan hareketle karşımızdaki kişiyi anlamaya çalışalım.

• Çocuklarımızı birbiri ile ve farklı çocuklarla karşılaştırmayalım. Onların da kendine özgü olduğunu unutmayalım.

• Onlara sevgimizi ve olumlu duygularımızı ifade etmekten kaçınmayalım ve bunu fiziksel temas (okşamak, kucaklamak vb. ) ile destekleyelim.

• Çocuklarımızın, anne baba olarak birbirimize karşı davranışlarımızdan etkilendiklerini ve bizlerin davranış biçimlerini örnek aldıklarını unutmayalım.

• Çocuklarımızın fikir ve önerilerine de değer verelim, onları ilgilendiren konularda görüşlerini alalım.

• Aile içi iletişimde, hoşgörülü; ancak, belirli kuralların olduğu ve tutarlı biçimde bu kuralların uygulandığı ortamların etkili iletişim için önşart olduğunu hep hatırlayalım.

Kaynakça
Akkök, F.(1999). İlköğretimde Sosyal Becerilerin Geliştirilmesi. Anne-Baba El
Kitabı. İstanbul: Özgür Yayınevi

Akkök, F.(1999). İlköğretimde Sosyal Becerilerin Geliştirilmesi. Öğretmen El
Kitabı. İstanbul: Özgür Yayınevi

Dökmen, Ü. (1993). İletişim Çatışmaları ve Empati.Ankara: Eğitim Bilimleri
Fakültesi.

Kuzgun, Y.(1999). İlköğretimde Rehberlik. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım Ltd.
Şirketi.

Navaro, L.(7. Baskı). Beni Duyuyor musun? İstanbul: Ya-pa Yayın Pazarlama
Sanayi Ticaret A.Ş.

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Yorumlar

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz
İlgili Terimler :